Resen Sözcük Anlamı ve Kökeni

Genellikle hukuk dilinde karşımıza çıkan "resen" sözcüğü günlük dilde pek kullanılmaz. Yabancı dil kökenli bu sözcük, "herhangi bir talep veya başvuru beklenmeksizin bir makamın kendiliğinden harekete geçmesini" ifade eder. Peki biz bu anlamı Türkçe kökenli sözcükler ile karşılayamaz mıydık?

Paylaş
Resen Sözcük Anlamı ve Kökeni
Yabancı dil (Arapça) kökenli bir sözcük olan "resen", "kendi başına, kendiliğinden" ve "bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın" anlamlarına gelir.

Sözcük: Resen

Kökeni: Yabancı Dil (Arapça - "ra'san" (رأساً))

Mahkeme kararlarında, resmi yazışmalarda ve mevzuatta sıkça karşımıza çıkan "resen" sözcüğü günlük konuşma dilinde pek kullanılmaz. Buna rağmen hukuk ve bürokrasi dilinde sıkça kullanılan yabancı dil kökenli sözcüklerden biridir.

Savcı resen soruşturma başlattı.

dendiğine tam olarak ne denmek istendiğini sözlüğe bakmadan anlayabiliyor muyuz?


Türk Dil Kurumu'na (TDK) Göre Anlamı ve Kökeni

Resen

(re:sen), Arapça reʾsen

1. zarf Kendi başına, kendiliğinden.
2. zarf Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın.


Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğüne Göre Anlamı

Re'sen

Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü, "re'sen" sözcüğünün anlamını

  • Kendi başına, kendiliğinden
  • Kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman

olarak verir.

Biz detaylıca şöyle ifade edebiliriz:

Bir tarafın, ilgilinin veya başka bir kişinin talebine gerek olmaksızın, yetkili makamın kendi görevi/yetkisi gereği harekete geçmesi.

Örnek:

  • Mahkeme gerekli gördüğü belgeleri resen isteyebilir.
  • İdare resen inceleme başlatabilir.

Günlük Türkçeye çevirecek olursak resen

kendiliğinden, doğrudan doğruya, talep beklemeden

anlamına gelir.

Savcı resen soruşturma başlattı.

dendiğinde

Savcı kendiliğinden soruşturma başlattı.

denmek istenmektedir.

Bu tümceyi İngilizceye şöyle çevirebiliriz:

The prosecutor initiated an investigation on her/his own initiative.

Yazımı

Güncel kullanımda "resen" yazımı yaygınken bazı hukuk metinlerinde "re'sen" biçimi görülebilir. TDK Sözlük yazımı "resen" olarak verirken Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü hem "resen" hem de "re'sen" olarak vermektedir.


İlgili Yazı: Millet Sözcüğünün Kökeni, Anlamı ve Ulus Sözcüğü ile İlişkisi

Arapçadaki Köken Sözcük

Resen sözcüğü Arapça "ra'san" (رأساً) sözcüğünden gelir.

Arapçada şöyle okunur:

audio-thumbnail
Resen Sözcüğünün Arapça Söylenişi
0:00
/1.306063

Bu sözcüğün temelinde bulunan "ra's" (رأس); kafa, baş, tepe, yönetici, başlangıç noktası anlamlarına gelir.

Arapçada "ra'san" biçimi, doğrudan ve aracısız gibi anlamlarda da kullanılır.
Osmanlı Türkçesine geçen sözcük de çıkış noktası olarak bu anlam alanını büyük ölçüde korumuştur. Ancak tipik bir dilsel süreç sonucunda Arapçadaki daha geniş anlam alanı Türkçede daralıp teknik bir terime dönüşmüştür.

Modern Arapçada "Savcı resen soruşturma başlattı" derken genellikle "ra'san" sözcüğü kullanılmaz! Türkçedeki "resen" Arapça "ra'san" sözcüğünden gelmesine rağmen, modern Arapça hukuk dilinde Türkçedeki "resen" anlamını ifade etmek için yaygın olarak "min tilqāʾi nafsihi/nafsihā" (من تلقاء نفسه/نفسها), yani "kendiliğinden, kendi inisiyatifiyle" gibi ifadeler kullanılır. "Ra'san" ise modern Arapçada "doğrudan, aracısız" anlamını sürdürmektedir.


Osmanlı Bürokrasi Diline Girişi

"Resen" sözcüğü, Osmanlı hukuk ve bürokrasi dilinde

bir memurun emir beklemeden, dilekçe gelmeden, başvuru yapılmadan işlem başlatmasını

ifade etmek için kullanılmıştır.

Sözcük zamanla hukuki ve idari bir terim haline gelmiştir. Bugün de aynı işlevini sürdürmektedir.


Anlamdaki Dönüşüm

İlginç olan nokta şudur:

Arapçada sözcüğün anlam alanı daha geniştir.

Türkçede ise sözcük neredeyse tamamen hukuk ve bürokrasi diline sıkışmıştır.

Örneğin günlük konuşmada

"Ben resen markete gittim."

demeyiz.

Bunu ifade etmek istesek

"Kendiliğimden gittim."

veya

"Kimse söylemeden gittim."
"Doğrudan markete gittim."

gibi açıklamalar kullanırdık.

Buna karşılık

  • Savcı resen soruşturma açtı.
  • Mahkeme resen karar verdi.
  • İdare resen işlem yaptı.

ifadeleri Türkçe hukuk dilinde sıklıkla kullanılmaya devam etmektedir.


Türkçe Karşılığı Yok Muydu?

Elbette vardı. Resen yerine

  • kendiliğinden
  • doğrudan
  • istem beklemeden
  • başvuru olmaksızın

ifadeleri kullanılabilirdi.

Hukuk dili yüzyıllar boyunca oluşmuş kalıplarını koruma eğilimindedir. Buna gerekçe olarak genellikle hukuk dilinin tutarlılığının ve terim istikrarının korunması gösterilir.

Bu nedenle birçok hukukçu bugün hala "kendiliğinden soruşturma açıldı" yerine "resen soruşturma açıldı" demeyi tercih eder. Ancak ne yazık ki yabancı dil kökenli bu gibi bazı terimlerin toplumun geniş kesimlerince sözlüğe bakmadan anlaşılamaması da gerçek bir erişilebilirlik sorunudur.


Kendiliğinden

Bir devletin veya yöneticinin herhangi bir şikayet ya da başvuru beklemeden "kendiliğinden" harekete geçmesi insanlık tarihi kadar eski bir uygulamadır. Arapça kökenli bu sözcük Türkçeye girmeden önce de Türklerin bir makamın herhangi bir başvuru beklemeden harekete geçmesi durumunu ifade edebildiğini düşünmek gerekir. Buna rağmen yukarıda örnekleri verilen bağlamda hukuk dilinde yabancı dil kökenli bir sözcük olan "resen" sözcüğünün sıklıkla kullanılması, hem Türkiye'deki hem de dünya genelindeki Türkçe konuşurlar için bir anlaşılırlık engeli oluşturabiliyor. Bunun yerine "kendiliğinden" gibi Öz Türkçe bir sözcük kullanılabilir.

Arapçadan ödünç alınan “resen” sözcüğünün Türkçede “kendiliğinden” anlamına gelen hukuki bir terime dönüşmesine rağmen günümüz Arap hukuk dili, aynı kavramı anlatırken “resen” sözcüğü yerine “kendi kendine/kendiliğinden” anlamında yerli ve anlaşılabilir bir ifade kullanıyor.

Peki biz neden kendiliğinden demiyoruz?

Bugün "resen" sözcüğüne hukuk dilinde yüklenen özel anlamın Türkçe "kendiliğinden" sözcüğüne yüklenmesine dil bakımından bir engel yoktur.

Sizce hukuk dilinde yerleşmiş tarihi terimleri korumak mı daha önemlidir, yoksa hukuk metinlerinin toplumun mümkün olduğunca geniş bir kesimi tarafından sözlüğe ihtiyaç duyulmadan anlaşılması mı?


İlgili Yazı: Türkçe, "Televizyon" sözcüğünü yabancı dillerden alırken Almanca neden ona "der Fernseher = uzakgörür" demeyi seçti?