Chat Yerine Sohbet mi? Eski Yabancı, Yeni Yabancıdan Daha mı Türkçe?
Chat'in "Türkçe Karşılığı" sohbet midir?
Bir ilkokul Türkçe kitabında çocuklara yabancı sözcükler yerine Türkçe karşılıklarını kullanmaları öğütleniyor. Bu yaklaşımın anlaşılır ve değerli bir amacı var: Türkçede karşılığı bulunan bir kavram için gereksiz yere yabancı sözcük kullanmamak.
Örneğin İngilizce link yerine bağlantı denmesi öneriliyor. Burada köken bakımından da tutarlı bir tercih söz konusu. Link İngilizceden alınmış bir sözcük iken bağlantı, Türkçe bağla- fiilinden türemiştir.
Ama aynı örnekler arasında chat yerine sohbet kullanılması önerildiğinde durum değişiyor.
Çünkü chat yabancı dil kökenli olduğu gibi sohbet de yabancı dil kökenlidir.
Chat İngilizce, Sohbet Arapça
Bilgi Kutusu: TDK Sözlüğe Göre
İngilizce chat, konuşmak, gevezelik etmek, karşılıklı konuşmak gibi anlamlardan yola çıkarak özellikle bilgisayar ve internet çağında yazılı veya sözlü anlık iletişimi anlatan bir sözcük haline geldi. Türkçeye de büyük ölçüde bu yeni iletişim biçimiyle birlikte girdi.
Sohbet ise Türkçeye çok daha önce girmiş bir alıntıdır. Arapça kökenlidir. Arapçada "arkadaşlık, dostluk, birlikte bulunma ve konuşup görüşme" çevresinde gelişen anlamlara sahip olan sözcük, Türkçede zamanla karşılıklı ve samimi konuşma anlamında son derece güçlü bir yer edinmiştir. → [Bu konuyu "Sohbet Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı" başlıklı yazımızda inceliyoruz.]
Bugün “sohbet etmek” dediğimizde çoğumuz bu sözcüğü yabancı olarak algılamayız. Türkçenin doğal bir parçası gibi gelir.
Fakat bir sözcüğün bize yabancı gelmemesi ile Türkçe kökenli olması aynı şey değildir.
İşte sorun tam burada başlıyor.
Eski Bir Alıntı, Yeni Bir Alıntıdan Daha mı Türkçedir?
Chat yerine sohbet kullanılması şu gerekçeyle savunulabilir:
Sohbet, Türkçede yüzyıllardır kullanılan, dilin söz varlığına ve anlatım biçimlerine bütünüyle yerleşmiş bir alıntı (ödünç) sözcüktür. Chat ise Türkçeye çok daha yakın zamanda girmiş bir alıntı (ödünç) sözcüktür.
Bu, yerleşiklik açısından anlamlı bir ayrımdır.
Ancak köken açısından değildir.
Çünkü bir sözcüğün Türkçeye birkaç yüz yıl önce girmiş olması onun kökenini değiştirmez. Arapça kökenli bir sözcük beş yüz yıl sonra da Arapça kökenlidir. İngilizce kökenli bir sözcük de elli yıl sonra İngilizce kökenli olmaya devam eder.
Öyleyse şu ayrımı açıkça yapmak gerekir:
Chat yerine sohbet, Türkçe kökenli bir karşılık önerisi değildir. Eski ve yerleşmiş bir alıntının yeni bir alıntıya tercih edilmesidir.
Çünkü
Sohbet bir ödünç sözcüktür. Chat de bir ödünç sözcüktür. Aralarındaki temel fark, birinin eski, diğerinin yeni bir ödünçleme olmasıdır.
Dolayısı ile “yabancı sözcük kullanmayalım, Türkçe karşılığını kullanalım” diye çocuklara chat yerine sohbet sunulduğunda kavramsal sorun doğuyor. Çünkü çocuk doğal olarak karşıtlığı şöyle öğreniyor:
yabancı sözcük ↔ Türkçe sözcük
Oysa öneri aslında şunu söylemiş oluyor:
İngilizceden ödünç sözcük (chat) ↔ Arapçadan ödünç sözcük (sohbet)
Buradan kaçınılmaz olarak başka bir soru doğuyor:
Bir yabancı kökenli sözcük ne kadar süre kullanıldıktan sonra diğer yabancı kökenli sözcüklerden daha “Türkçe” sayılacaktır?
Elli yıl mı?
Yüz yıl mı?
Beş yüz yıl mı?
Böyle somut bir sınır yoktur.
Türkçede bugün hiç yadırgamadan kullandığımız kitap, kalem, insan, hayat, dünya, tren, telefon, televizyon gibi pek çok sözcük başka dillerden gelmiştir.
Dolayısıyla “Türkçede yaygın olarak kullanılan sözcük” ile “Türkçe kökenli sözcük” aynı kavram değildir.
Peki “Söyleşi” Deseydik?
İşte burada ilginç bir seçenek karşımıza çıkıyor:
Söyleşi
Söyleşi, Türkçe söyle- fiilinden türetilmiş bir sözcüktür. Dolayısıyla chat için “yabancı sözcük yerine Türkçe kökenli karşılık kullanalım” ilkesi benimseniyorsa, söyleşi köken bakımından sohbetten daha tutarlı bir örnektir.
Böylece:
chat → sohbet
yerine
chat → söyleşi
denildiğinde köken konusundaki çelişki ortadan kalkar.
Ancak bu kez başka bir sorun ortaya çıkar: anlam ve kullanım.
Bugünkü Türkçede söyleşi ile sohbet tamamen aynı şeyi anlatmaz.
“Saatlerce arkadaşlarımla sohbet ettim” son derece doğal bir tümcedir. “Saatlerce arkadaşlarımla söyleşi yaptım” ise daha düzenlenmiş, belirli bir konusu veya amacı bulunan bir konuşmayı düşündürebilir. Söyleşi ayrıca basın, edebiyat ve etkinlik dilinde bir kişiyle yapılan görüşme veya dinleyici önündeki konuşma anlamlarında da kullanılır.
Eğer aynı bağlamda sohbet yerine söyleşiyi bilinçli olarak tercih etmiş ve yüzyıllarca korumuş olsaydık bugün bu fark ortaya çıkmamış olacaktı, ama süreç böyle gelişmemiş.
Benzer biçimde chat room için “söyleşi odası” köken bakımından tutarlı olsa da günümüz kullanıcısının dilinde “sohbet odası” kadar doğal karşılanmayabilir. Çünkü alışkanlıklar var.
Türkçeleştirmek Ne Demektir?
Daha temel bir sorunun yanıtını arayalım:
Türkçeleştirmekten ne anlıyoruz?
Eğer ölçütümüz Türkçe köken ise chat yerine sohbet önermek tutarlı değildir. İkisi de yabancı dillerden alıntı, ödünç sözcüklerdir. Biri İngilizce, diğeri Arapça kökenlidir.
Dolayısı ile mantık böyle kurulmaya çalışılırsa bu durum Türkçedeki
"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?"
deyimini çağrıştırır.
Eğer ölçütümüz Türkçeye yerleşmiş olmak ise sohbet güçlü ve iyi bir adaydır. Fakat o zaman da chat sözcüğünün ne zaman yeterince yerleşmiş sayılacağını açıklamamız gerekir.
Eğer ölçütümüz anlaşılırlık ve doğal kullanım ise tartışma artık kökenbilimin dışına çıkar. O zaman kullanım sıklığına, toplumun dil alışkanlıklarına ve sözcüklerin kazandığı anlam ayrımlarına bakmamız gerekir.
Bu iki ölçüt birbirine karıştırıldığında ise ortaya tuhaf bir sonuç çıkar:
İngilizceden gelen yeni bir sözcüğü kullanmayalım diye Arapçadan yüzyıllar önce aldığımız başka bir sözcüğü önerir ve buna “Türkçe karşılık” deriz.
Bugün bir Arap internet kullanıcısına “chat”in Arapçasını sorarsak karşımıza büyük olasılıkla دردشة (dardasha) çıkar. Türkçede ise aynı İngilizce "chat" için “Türkçe karşılık” olarak Arapçadan yüzyıllar önce ödünç alınan "sohbet" önerilmiş.
Oysa daha doğru ifade şöyle olmalıydı:
Sohbet, chat sözcüğünün Türkçe kökenli karşılığı değildir. Türkçede daha eski ve daha yerleşik olan başka bir yabancı dil kökenli karşılığıdır.
Bu ayrım önemlidir. Özellikle bunu çocuklara öğretiyorsak.
Çünkü dil sevgisi, sözcüklerin gerçek kökenlerini değiştirmeyi gerektirmez.
Tam tersine, Türkçenin tarih boyunca başka dillerden sözcükler aldığını, onları kendi yapısı içinde işlediğini ve aynı zamanda kendi köklerinden yeni sözcükler üretebildiğini göstermek, dilimizin nasıl geliştiğini çok daha doğru anlatır.
Chat, sohbet ve söyleşi bunun küçük ama öğretici bir örneğidir.
Chat İngilizce, sohbet Arapça, söyleşi Türkçe kökenlidir.
Hangisinin kullanılacağı ise kökenden daha geniş bir dil meselesidir.
Eski Yabancı Türkçe Oluyorsa, Yeni Yabancı Ne Zaman Türkçe Olur?
“Sohbet artık Türkçede yaygın olarak kullanılmaktadır” denilebilir. Buna itiraz etmek de anlamlı olmaz. Sözcük gerçekten yüzyıllardır Türkçede kullanılıyor ve Türkçenin sesine, anlatımına ve gündelik hayatına yerleşmiş durumda.
Ancak burada çok önemli olan şu temel soruyu yineleyelim:
Eski yabancı Türkçe oluyorsa, yeni yabancı ne zaman Türkçe olur?
Eğer süre bir ölçüt değilse, "sohbet"i Türkçe kabul edip "chat"i yabancı saymamızı sağlayan nesnel ölçüt nedir?
Chat de Türkçe tümcelerin içinde kullanılıyor. Türkçe ekler alıyor: chatte, chatten, chatleşmek. Konuşurlar tarafından anlaşılıyor. Belirli bir iletişim biçimini karşılıyor ve özellikle genç kuşakların dilinde artık yabancı bir unsur olarak bile hissedilmeyebiliyor.
Bunlar chat sözcüğünü Türkçe kökenli yapmaz.
Ama aynı şey sohbet için de geçerlidir.
Sohbet ne kadar eski ve yerleşmiş olursa olsun köken bakımından Arapçadır. Onu “Türkçe” saymaya çalışıyorsak kullandığımız ölçüt artık köken değil, Türkçeye mal olmuşluk ölçütüdür.
Ama bir dakika! Bu ölçütü benimsediğimiz anda ise chat için kapıyı bütünüyle kapatamayız. Çünkü yaygın kullanılıyor. En fazla onun henüz sohbet kadar yerleşmediğini söyleyebiliriz.
O halde chat → sohbet değişimini “yabancı sözcük yerine Türkçesini kullanmak” diye açıklamak yanıltıcıdır.
Çünkü o zaman yapılmaya çalışılan şey yeni bir alıntının yerine eski ve yerleşmiş bir alıntıyı tercih etmektir.
Oysa Türkçe kökenli bir karşılık aranıyorsa önümüzde başka bir sözcük duruyor:
Söyleşi
Meselenin Özü
Mesele, sohbet sözcüğünü dilimizden çıkarmak değildir. Sohbet artık Türkçenin zengin söz varlığının değerli bir parçasıdır. Mesele, bir sözcüğün Türkçede olmasıyla Türkçeden olması arasındaki farkı doğru anlatmaktır.
Doğru anlatılırsa doğru anlaşılır. Dilde doğru kavrayış önemlidir. Çünkü dil, düşünce evreninin taşıyıcısıdır. Yanlış kavramlarla doğru düşünce evreni kurulamaz.