Örgüt Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı

“Örgüt” sözcüğü nereden gelir? “Örmek”, “örgü” ve “örgüt” arasında nasıl bir ilişki vardır? Türkçe köklerden türetilmiş bu sözcük, neden bugün yönetim biliminde tarafsız bir kavram olarak kullanılırken günlük dilde zaman zaman olumsuz çağrışımlar kazanabiliyor?

Paylaş
Örgüt Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı
Örmek eylemi ile örgüt arasında nasıl bir bağlantı vardır? - Görsel: Vlada Karpovich, Pexels

“Örgüt” ilginç bir sözcüktür.

Bir üniversitede örgüt teorisi dersi verilebilir. Bir işletmenin örgüt yapısı, örgüt kültürü veya çalışanların örgütsel bağlılığı araştırılabilir.

Fakat günlük hayatta:

“Microsoft büyük bir örgüttür.”

dediğimizde tümce kulağımıza biraz tuhaf gelebilir.

Aynı yapı için:

“Microsoft büyük bir organizasyondur.”

demek çok daha doğal görünür.

Daha da ilginci, “örgüt” sözcüğünü tek başına duyduğumuzda aklımıza bazen bir şirket veya üniversiteden önce politik, ideolojik hatta yasa dışı bir yapılanma gelebilir.

Oysa sözcüğün kendisinde bunların hiçbiri yoktur.

Peki örgüt aslında ne demektir?

Yanıtı sözcüğün kökünde saklıdır.


Türk Dil Kurumuna Göre “Örgüt”

  • sözcük: örgüt
  • köken: Türkçe

TDK, örgüt sözcüğünün anlamı için şu karşılıkları verir: 

örgüt

  1. Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik.  teşekkül, teşkilat
"Örgütteki dosyası da çoktan dürülmüştü." — Tarık Buğra
  1. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.

TDK'nin verdiği anlamlara baktığımızda örgütün belirli bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş kişilerden veya kurumlardan oluşan bir yapı olduğunu görürüz.

Bu açıdan sözcük, daha önce incelediğimiz organizasyon ve teşkilat sözcükleriyle aynı kavram alanına girer.

Ama önemli bir fark vardır:

Örgüt Türkçe kökenlidir.


Sözcüğün Kökeni: Örmekten Örgüte

“Örgüt” sözcüğünün arkasında Türkçenin çok eski bir eylemi vardır:

örmek.

Bugün bu eylemi duyduğumuzda çoğumuzun aklına önce iplik ya da benzeri yapılar gelir:

kazak örmek
sepet örmek
saç örmek

Ama örmek eylemi iplikleri birbirine geçirmek ile sınırlı değildir.

Duvar da öreriz.

Tuğlalar tek başlarına dururken yalnızca ayrı ayrı yapı malzemeleridir. Birbirleriyle belirli ilişkiler içinde yerleştirildiklerinde ise bir duvar meydana getirirler.

İpliklerde de aynı şey olur: Tek tek iplikler belirli bir düzen içinde birbirine geçirilir ve sonunda örgü ortaya çıkar.

Türkçe, insanların meydana getirdiği yapıyı adlandırırken de aynı düşünceden yararlanmıştır:

örmek → örgü → örgüt

“Örgüt” sözcüğünün kavramsal gücü tam burada ortaya çıkar.

Bir örgütte de birbirinden ayrı insanlar, görevler ve birimler belirli ilişkiler içinde birbirine bağlanır. Ortaya sıradan bir insan topluluğu yerine örülmüş bir yapı çıkar. Bu, örgütlenmiş bir insan topluluğudur.

Otobüs durağında bekleyen yirmi kişi bir topluluktur.

Ancak bu yirmi kişi yalnızca aynı yerde bulundukları için bir örgüt oluşturmaz.

Aralarında ortak bir amaç, görev dağılımı ve onları birbirine bağlayan sürekli ilişkiler kurulursa durum değişir.

Bu açıdan örgütü şöyle tanımlayabiliriz:

Ortak bir amaç çevresinde farklı unsurların birbirleriyle ilişkiler kurarak oluşturduğu yapı.

Örgüt sözcüğündeki örme benzetmesi de tam olarak bu ilişkileri görünür kılar.

Çünkü bir örgüyü meydana getiren iplikler ile birlikte ipliklerin birbirine bağlanma biçimidir.

Elbette somut olan örme eylemi, soyut olan örgüt için bir benzetme olarak kullanılmaktadır.

Bir örgütün farklı unsurlarını düşünelim:

insanlar
görevler
yetkiler
sorumluluklar
bilgi akışları
karar ilişkileri

Örgütün ortaya çıkması için bu unsurlar arasında ilişkiler kurulması gerekir.

Kimin hangi işi yapacağı, kimin kime karşı sorumlu olduğu, kararların nasıl alınacağı, bilginin kimler arasında aktarılacağı belirlenir.

Başka bir ifadeyle parçalar birbirine örülür.

Ve ortaya:

örgüt

çıkar.

Bu nedenle Türkçenin “örgüt” sözcüğü, ifade ettiği kavramı kendi yapısı içinde oldukça görünür hale getirir.


Eski Türkçede Örgüt

Eski Türkçede tanıklanan ör- fiili; “örmek” yanında birleştirmek, bağlamak gibi anlamlar da taşımıştır. Bu kökten tarih boyunca çeşitli sözcükler türemiştir. Örgü ve örgüt biçimleri de bu sözcük ailesi içinde karşımıza çıkar.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.

Eski Türkçede örgüt biçiminin bulunması, sözcüğün o dönemde bugünkü “organization / teşkilat” anlamında kullanıldığı anlamına gelmez. Bugün yönetim biliminde kullandığımız “örgüt” teriminin bu anlamıyla yaygınlaşması çok daha yenidir.


Türkçede “Örgüt” Ne Zaman Yaygınlaştı?

Günümüzde yönetim biliminde "örgüt" sözcüğü sık kullanılır. Bu noktada ilginç bir tarihsel gelişim ile karşılaşırız.

Türk yönetim yazınında bugün “örgüt” dediğimiz kavram başlangıçta daha çok teşkilat sözcüğüyle ifade ediliyordu. 1930'lu yıllardan itibaren bunun yanında organizasyon da kullanılmaya başladı. 1950'li ve 1960'lı yıllarda organizasyon giderek daha fazla tercih edilirken 1960'ların sonlarından itibaren Türk yönetim yazınında “örgüt” sözcüğü organizasyonun karşılığı olarak kullanılmaya başladı.

Dolayısıyla,

örmek → örgü → örgüt

dizisini, sözcüğün bugünkü anlamına kesintisiz biçimde ulaşan tarihsel bir anlam zinciri olarak değil, aynı Türkçe kök çevresinde oluşmuş bir sözcük ailesi olarak görmek daha doğru olur.

Bununla birlikte bu kök ilişkisi, “örgüt” kavramını anlamak için oldukça güçlü bir benzetme sunar.

1970'lerden sonra kullanımı daha da yaygınlaşmıştır. Bugün yönetim biliminde "örgüt" sözcüğüne sıklıkla rastlarız:

örgüt teorisi
örgüt yapısı
örgüt kültürü
örgütsel davranış
örgütsel bağlılık
örgütsel vatandaşlık
örgütsel öğrenme

Dolayısıyla akademik dilde “örgüt”, sık kullanılan bir sözcüktür ve olumsuz bir çağrışımı yoktur.

Bir şirket de örgüttür.

Bir üniversite de.

Bir dernek de.

Bir kamu kurumu da.

TÜBİTAK Sosyal Bilimler Ansiklopedisi de örgütü en genel anlamıyla insanların tek başlarına gerçekleştiremeyecekleri ortak amaçlarına ulaşmak üzere oluşturdukları sosyal varlık, sistem veya yapılar olarak tanımlar.


Öyleyse “Örgüt” Neden Kulağımıza Bazen Olumsuz Geliyor?

İşte sözcüğün öyküsünün en ilginç bölümlerinden biri burada başlıyor.

Bugünkü günlük Türkçede:

suç örgütü
terör örgütü
yasadışı örgüt
silahlı örgüt

gibi kalıplarla çok sık karşılaşırız.

Bu kullanımlar özellikle haber ve politika dilinde o kadar görünür hale gelmiştir ki, “örgüt” sözcüğü zaman zaman tek başına kullanıldığında bile olumsuz bir çağrışım yaratabilir.

Oysa burada dilbilimsel olarak ilginç bir durum vardır.

Eğer “suç örgütü” diyorsak, örgütün suçla ilişkisini belirtmek için önüne suç sözcüğünü getirmemiz gerekir.

Aynı biçimde “yasadışı örgüt” dediğimizde örgütün yasadışı olduğunu ayrıca söylüyoruz.

Demek ki:

Örgüt sözcüğünün kendisi “yasadışı” veya “tehlikeli” anlamına gelmez.

Bu anlamlar sözcüğün özünden değil, belirli kullanımların zaman içinde kazandığı ağırlıktan doğar.

Nitekim “meslek örgütü”, “sivil toplum örgütü” veya akademik dilde “örgütsel davranış” dediğimizde aynı sözcük herhangi bir olumsuzluk taşımaz.

Burada sözlük anlamıyla çağrışım arasındaki farkı bir kez daha görüyoruz.


Bir Sözcüğün Çağrışımı Anlamını Gölgede Bırakabilir mi?

“Örgüt” bunun Türkçedeki güzel örneklerinden biridir.

Sözcükleri hangi bağlamlarda kullandığımız zamanla sözcüklerin çevresinde yeni çağrışımlar oluşturur.

Bu yüzden aynı sözcük:

örgüt teorisi

ifadesinde akademik ve tarafsız,

terör örgütü

ifadesinde ise son derece olumsuz bir bağlamda karşımıza çıkabilir.

Sözcük değişmemiştir.

Bağlam değişmiştir.


Türkçe Bir Sözcük Kavramı Daha Görünür Kılabilir mi?

Örgüt sözcüğünün öyküsü bizi daha önce üzerinde durduğumuz daha geniş bir dil sorusuna yeniden getiriyor.

Bir kavramı Türkçenin kendi kökleriyle adlandırdığımızda ne değişir?

“Organizasyon” sözcüğünün kökenini bilmeyen biri için:

organ → organizma → organizasyon

ilişkisi ilk bakışta görünür olmayabilir.

“Teşkilat” sözcüğünde de:

şekil → teşkil → teşkilat

bağlantısını anlayabilmek için sözcüğün yabancı dildeki (Arapça) kökenine bakmamız gerekmişti.

Fakat Türkçe konuşuru,

örmek → örgü → örgüt

ilişkisini çok daha kolay görebilir.

Çünkü sözcüğün kökü bugün de dilin içinde yaşamaktadır.

Bu durum örgüt sözcüğünün anlamını kendi yapısı üzerinden düşünmemize imkan verir:

Bir örgüt, yalnızca parçaların toplamı değildir.
Parçalar arasındaki bağlardan örülmüş bir bütündür.

→ Türkçenin kendi köklerinden türetilmiş sözcükler, bu anlamsal bağlantıların kolay kurulabilmesi açısından kavramsal saydamlık sağlarken kavramsal düşünme yetisini de destekler.


Organizasyon, Teşkilat ve Örgüt

Böylece aynı kavram alanına üç farklı yoldan ulaştık.

Organizasyon, bizi organ kavramına götürdü: farklı işlevleri yerine getiren parçaların ilişkiler kurarak meydana getirdiği bütün.

Teşkilat, bizi şekil ve teşkil etmek düşüncesine götürdü: farklı unsurların belirli bir yapıya kavuşturulması.

Örgüt ise bizi örmek fiiline götürüyor: ayrı unsurların birbirleriyle bağlar kurarak bir bütün meydana getirmesi.

Üç sözcük birbirine çok yakın şeyler anlatıyor.

Ama bugün Türkçede onları aynı yerlerde kullanmıyoruz.

Şirket organizasyonu doğal geliyor.

Devlet teşkilatı doğal geliyor.

Örgüt teorisi doğal geliyor.

Ama sözcükleri yer değiştirdiğimizde aynı doğallığı her zaman koruyamıyoruz.

Peki neden?

Artık üç sözcüğün köken öyküsünü de bildiğimize göre sıradaki sorumuz sözcüklerin Türkçede neden farklı yerlere gittikleri:

Organizasyon mu, Teşkilat mı, Örgüt mü? Aralarındaki Fark Nedir?

Kaynaklar

1. TÜBİTAK Sosyal Bilimler Ansiklopedisi — Hüseyin İlker Çarıkçı, “Örgüt”
TÜBİTAK — Örgüt

2. Ahmet Karaman — “Eski Türkçede Tanıklanan Ör Kök Biçimi ve Ör Kök Biçiminden Türemiş Gövde Biçimler”
Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi — makale PDF

3. Recai Coşkun — “‘Sevkülidare ve Teşkilat’tan ‘Yönetim ve Organizasyon’a: Bir Bilimsel Disiplinin Soyağacını Oluşturma Girişimi”
DergiPark — çalışma

4. A. Ümit Berkman — “Türk Yönetim Yazını ve Türkiye'de Yönetim-Örgüt Alanının Gelişimi”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi — makale

  1. Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük, Örgüt Sözcüğü

Devamını oku