Teşkilat Sözcüğünün Kökeni, Anlamı ve Türkçedeki Kullanımı
“Teşkilat” sözcüğü nereden gelir? “Şekil” ile “teşkilat” arasında nasıl bir ilişki vardır? Sözcüğün kökenine, Osmanlıdan Cumhuriyet'e uzanan kullanımına ve neden bugün özellikle devlet ve kurumsal yapılarla özdeşleştiğine yakından bakıyoruz.
“Teşkilat” bugün Türkçede oldukça tanıdık bir sözcüktür.
Devlet teşkilatı, parti teşkilatı, istihbarat teşkilatı, merkez teşkilatı, taşra teşkilatı...
Fakat sözcüğü her kurum için aynı rahatlıkla kullanmayız. Bir şirketin organizasyonundan, bir üniversitenin örgüt yapısından söz edebiliriz, ancak “şirket teşkilatı” veya “restoran teşkilatı” bugünkü günlük Türkçede biraz eski veya alışılmadık gelir.
Buna karşılık devlet teşkilatı dediğimizde kulağa alışıldık gelir.
Peki neden?
Yanıtı hem sözcüğün kökeninde hem de Türkçedeki tarihsel yolculuğunda saklıdır.
Türk Dil Kurumuna Göre “Teşkilat”
- sözcük: teşkilat
- köken: Yabancı dil (Arapça)
TDK, teşkilat sözcüğünün anlamı için tek bir karşılık verir: ↗
örgüt
"Bu yüzden teşkilatı kendi çıkarları için kullanmaya tenezzül etmedi." — İhsan Oktay Anar
Yabancı Dil Kökenli Olduğunu Nasıl Anlayabiliriz?
Teşkilat sözcüğünün yabancı dil kökenli olduğuna ilişkin en belirgin ipuçlarından biri büyük ünlü uyumuna uymamasıdır. Sözcüğün ünlüleri e-i-a biçiminde sıralanır. Sözcükte ince ünlülerden (e, i) sonra kalın bir ünlünün (a) gelmesi Türkçenin büyük ünlü uyumuna aykırıdır.
Sözcüğün Kökeni: Şekilden Teşkilata
“Teşkilat” Türkçeye Arapçadan geçmiştir.
Sözcüğün Arapçadaki biçimi
- teşkīlāt (تشكيلات) tır
ve
- teşkīl (تشكيل) sözcüğünün çoğul biçimidir.
Teşkil ise TDK Sözlüğüne göre ↗ şu anlamlara gelir:
1. oluşturma, ortaya çıkarma, meydana getirme.
2. oluşum
3. örgütleme
Burada Türkçe konuşan biri için oldukça ilginç bir bağlantı ortaya çıkar:
Şekil ve teşkilat aynı Arapça kök ailesine dayanır.
Her iki sözcüğün arkasında da ş-k-l (ش ك ل) kökü bulunmaktadır:
Ş-K-L
Dolayısıyla bugün birbirinden oldukça uzak görünen:
şekil → teşkil → teşkilat
sözcükleri tarihsel olarak aynı kök ailesinin üyeleridir.
Bu bağlantı “teşkilat” kavramının mantığını anlamamıza da yardım eder.
TDK Sözlük, yabancı dil (Arapça) kökenli şekil sözcüğüne karşılık gelen 4 anlam sıralarken birinci sırada "biçim" sözcüğüne yer verir. ↗
Dolayısı ile şekil → teşkil geçişini göz önünde bulundurduğumuzda şöyle düşünebiliriz:
Bir şeyi teşkil etmek; onu meydana getirmek, belirli unsurları bir bütün oluşturacak biçimde bir araya getirmektir.
İnsanların, görevlerin, birimlerin ve ilişkilerin belirli bir yapıya kavuşturulmasıyla da teşkilat ortaya çıkar.
“Teşkil Etmek” Ne Demektir?
Bugünkü günlük Türkçede “teşkil etmek” ifadesini eskisine göre daha az kullanıyoruz. Fakat bazı kalıplarda yaşamaya devam ediyor:
bir bütün teşkil etmek, çoğunluğu teşkil etmek, tehlike teşkil etmek
Buradaki anlamın “kurum oluşturmak” olmadığına, "oluşturma, meydana getirme" olduğuna dikkat edelim.
“Bu kişiler nüfusun çoğunluğunu teşkil ediyor.” dediğimizde bir örgüt kurduklarını söylemiş olmayız.
Söylediğimiz şey kabaca şudur:
Bu kişiler bir bütünün belirli bir bölümünü meydana getiriyor.
Dolayısıyla teşkilat sözcüğünün arkasındaki meydana getirme, biçim verme, yapı oluşturma düşüncesi bugün kullandığımız “teşkil etmek” eyleminde hala görülebilir.
"Teşkilat" Yalnızca "Kurum" Anlamına Gelmez
Bugün “teşkilat” denildiğinde aklımıza kolaylıkla bir kurum/kuruluş gelebilir:
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)
Fakat sözcüğün tarihsel kullanım alanı bundan daha geniştir.
Türk yönetim yazınında “teşkilat”, bir yapının belirli bir plan doğrultusunda kurulmasını, biçimlendirilmesini ve faaliyet gösterebilecek hale getirilmesini de ifade etmiştir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Türkçe kaynaklarda sıklaşan sözcük, Kamus-ı Türki'de de düzenleme ve yapılandırma çevresindeki anlamlarla açıklanmıştır.
Bunun belki de en çarpıcı tarihsel örneklerinden biri Cumhuriyet tarihinin hemen başında karşımıza çıkar:
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
Türkiye'nin 1921 tarihli ilk "anayasa"sının adı:
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu idi.
1924 Anayasası da "Teşkilat-ı Esasiye Kanunu" adını taşıdı. “Anayasa” adlandırmasının resmen kullanılması daha sonraki Türkçeleştirme sürecinde gerçekleşti.
Bugünün Türkçesiyle baktığımızda “teşkilat” sözcüğünün bir anayasanın adında bulunması ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir.
Oysa sözcüğün eski anlam alanını düşündüğümüzde adlandırma oldukça anlaşılır hale gelir.
Anayasa ne yapar?
Devletin temel yapısını, organlarını, bunların görev ve yetkilerini ve birbirleriyle ilişkilerini belirler. Nitekim Teşkilat-ı Esasiye kavramı da kaynaklarda devletin kuruluş ve işleyiş esaslarıyla (≈ yapı taşlarıyla) ilişkilendirilir.
Başka bir ifadeyle:
Teşkilat-ı Esasiye, devletin “esas teşkilatı”, yani devletin temel yapısı ve kuruluş düzenidir.
Burada “teşkilat”, bir kurumun adı değildir.
Devletin nasıl şekillendiğini ve yapılandığını anlatan bir kavramdır.
Bu açıdan baktığımızda sözcüğün kökündeki “şekil verme” düşüncesi yeniden görünür hale gelir.
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu tamlamasını sözcüklerin anlamlarından hareketle günümüz Türkçesinde ifade etmeye çalışırsak
Yapı Taşlarını Bir Araya Getiren Yasa
karşılığına ulaşabiliriz.
Artık bunun için çok daha kısa bir sözcük kullanıyoruz: “Anayasa”
Teşkilat Neden Bize Devleti Çağrıştırıyor?
Bugünkü Türkiye Türkçesinde bazı kullanımlar son derece doğal görülür:
devlet teşkilatı, ordu teşkilatı, polis teşkilatı, istihbarat teşkilatı, parti teşkilatı, merkez teşkilatı, taşra teşkilatı
Buna karşın
restoran teşkilatı, market teşkilatı, düğün teşkilatı
gibi ifadeler kulağımıza oldukça yabancı gelir.
İlginç olan, bunun sözcüğün özündeki anlamdan kaynaklanmamasıdır.
Çünkü “teşkilat” geçmişte işletmeler için de kullanılabiliyordu. TÜBİTAK Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Osmanlının son ve Cumhuriyet'in erken dönemlerindeki yönetim kaynaklarında “fabrika teşkilatı” gibi kullanımlar bulunduğunu gösteriyor. ↗ 1930'larda da teşkilat, bir işletmenin amacına uygun yapının kurulması ve bunun sonucunda ortaya çıkan yapı (kuruluş, örgüt, organizasyon) anlamlarında kullanılıyordu.
Demek ki bugün hissettiğimiz
teşkilat ≈ devlet / siyaset / hiyerarşi
yakınlığı sözcüğün değişmez sözlük anlamından çok, Türkçedeki kullanım tarihinin meydana getirdiği bir çağrışım alanıdır.
Bu ayrım önemli.
Çünkü bizi başka bir soruya götürüyor.
Arapçada Bugün “Teşkilat” Ne Anlama Geliyor?
Türkçedeki teşkilat, Arapçadaki تشكيلات (taşkīlāt) biçiminden gelmiş olsa da iki dildeki bugünkü kullanım alanları bütünüyle örtüşmüyor.
Modern Arapçada taşkīlāt, “oluşumlar, düzenlemeler, yapılanmalar” gibi anlamlarda kullanılabiliyor. Özellikle askeri oluşumlar için doğal örnekleri bulunuyor. Tekiliyle ilişkili taşkīla da grup, birlik, takım veya çeşitli unsurlardan meydana gelen topluluk anlamlarına gelebiliyor.
Fakat bugün İngilizcedeki organization anlamındaki kurum/örgüt için Arapçada yaygın sözcüklerden biri منظمة (munazzama) dır.
“Millet” sözcüğünde gördüğümüz durumun daha küçük ölçekte bir benzeriyle karşı karşıyayız. Millet, Türkçede kaynak dildeki anlamından çok daha büyük bir dönüşüm geçirmişti. Teşkilatın dönüşümü bu kadar aşırı değildir ama kullanım alanı Türkiye Türkçesinde kendine özgü biçimde şekillenmiştir.

Türkler Teşkilat Kavramını Arapçadan mı Öğrendi?
“Teşkilat” Arapça kökenli bir sözcük.
Fakat bundan elbette Türklerin teşkilatlanma kavramını Araplardan öğrendiği sonucu çıkmaz.
Türklerin devlet, ordu ve yönetim yapıları Arapçayla yoğun temaslarından çok daha eskiydi.
Dolayısıyla burada birbirinden ayırmamız gereken iki şey var:
Kavramın varlığı ile o kavrama bugün verdiğimiz adın kökeni aynı şey değildir.
Türkler devlet kuruyor, ordular oluşturuyor, görev ve yetkileri dağıtıyor, yönetsel kademeler meydana getiriyordu. Dolayısı ile bugün “teşkilatlanma” dediğimiz olgu zaten vardı.
Ama bugün bu soyut kavramı anlatırken kullandığımız teşkilat sözcüğü daha sonra Arapçadan geldi.
Bu da ilginç bir dil sorusu doğuruyor:
Toplum yüzyıllardır bildiği bir kavramı neden daha sonra yabancı bir dilden ödünç aldığı bir sözcükle ifade etmeye başladı?
Bunun tek bir yanıtı yoktur. Din, devlet dili, eğitim, edebiyat, bürokrasi ve kültürel prestij gibi unsurlar yüzyıllar boyunca Türkçenin söz varlığını değiştirmiştir.
Ancak sonuçta bugün ilginç bir durumla karşı karşıyayız:
Türklerin en eski tarihsel özelliklerinden biri olarak anlattığımız “teşkilatlanma”yı Arapça kökenli bir sözcükle adlandırıyoruz.
"Teşkilat"ın Türkçe Karşılığı
Peki Türkçe, bu kavram için kendi köklerinden bir sözcük üretmedi mi?
Üretti: örgüt.
Onun öyküsü ise bizi bambaşka ve oldukça ilginç bir köke götürüyor: örmek.
