Yüksel Yıldırım “Türkçe Fakir...” Dedi. Gerçekten Öyle mi?

Samsunspor başkanı Yüksel Yıldırım, bir demecinde "Türkçe fakir bir dil olduğu için..." dedi ve sosyal medyada tepkiler gecikmedi. Türkçe gerçekten fakir bir dil mi?

Paylaş
Yüksel Yıldırım “Türkçe Fakir...” Dedi. Gerçekten Öyle mi?

Bilgi Kutusu: Yüksel Yıldırım Hakkında

Samsunspor Futbol Kulübü yönetim kurulu başkanı.

Yıldırım Holding'in icra kurulu başkanı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) mezunu makine mühendisi.

Zamanında San Francisco'ya yerleşmiş ve Oregon Eyalet Üniversitesinde robotik üzerine yüksek lisans yapmış.

İyi eğitimli ve uluslararası deneyim sahibi olduğu görülüyor.

Kendini Robert Yüksel Yıldırım olarak tanıtıyor.

"Robert" Yüksel Yıldırım, Samsunspor'un Beşiktaş'ı 2-1 yendiği maçın ardından HT Spor'a canlı olarak bağlanmış ve bazı uygunsuz tezahüratlara haklı olarak tepki veren bazı açıklamalarda bulunmuş. Konuşma arasında da "Türkçe fakir bir dil olduğu için..." deyivermiş.

Konuşmasının ilgili bölümü tam olarak şöyle:

"Yarı İngilizce, yarı Türkçe düşünüyorum. Türkçe karşılıklarını bulamayınca farklı kelime kullanıyorum. O da yanlış anlaşılıyor. Çok eskiden Fenerbahçe maçında 'Aptalca bir gol yedik.' dedim. 'Saçma' demek istemiştim ama aklıma gelmedi. Türkçe, fakir bir dil olduğu için 'aptalca' dedim." (Habertürk ↗︎)

Bu ifadeler üzerine sosyal medyada tepkiler gecikmemiş. (Sözcü ↗︎)

  • "Türkçe fakir değil, senin dilin fakir Yüksel Bey..."
  • "5 bin yıllık dile fakir mi diyorsun sen? Senin kelime dağarcığın fakir, Türkçe değil."
  • "Senin dilin fakir bir de utanmadan Türkçeye fakir diyor..."
  • "'Türkçe bilgim fakir olduğu için' demek istemiş olabilir mi? Tamamen iyi niyetle düşünüyorum."
  • "Durumu izah ederken dahi batırıyor."
  • "Bu cümleyi keşke kurmasaydın da yanlış anlaşıldığınla kalsaydın."

Tepki Neden Büyüdü?

Mesele, dilbilimsel boyutunun yanı sıra bir kimlik meselesi olarak algılanıyor.

Bu tür ifadelerin bu kadar hızlı tepki çekmesinin nedeni de burada yatıyor. Dil, sadece bir iletişim aracı değildir. Hafızadır, kültürdür, birikimdir. Bir dili “fakir” ilan etmek, farkında olunsun ya da olunmasın, o dili konuşan topluma dönük bir küçümseme gibi algılanır. Tepkiler bu yüzden büyür.

Yıldırım'ın ifadelerini gelen eleştiriler ışığında inceleyelim.

Yıldırım, yarı İngilizce yarı Türkçe düşündüğünü, bazı kelimelerin karşılığını bulamadığını söylüyor. Türkçenin fakir bir dil olduğu düşüncesini böyle gerekçelendiriyor.

Bu cümle dilbilimsel olarak yanlış. Çünkü Türkçe, sözcük türetme kapasitesi çok yüksek ve kavram üretme gücü oldukça esnek bir dil.

Tüm dünyadan dilbilimciler Türkçenin dilbilimsel ve kavramsal derinliğini vurgularken “Türkçe fakir dil” iddiası teknik olarak savunulabilir bir tez değil.

Peki Kişi Neden Böyle Düşünüyor Olabilir?

Konuyu anlamak için bu düşüncenin nasıl geliştiğini anlamak çok önemli.

Aslında kişinin söylemek istediği şey büyük olasılıkla şu olabilir:

“Ben Türkçe karşılıkları hızlı bulamıyorum / aklıma gelmiyor”

Bunun nedenleri arasında iki dil arasında sürekli geçiş yapmaya çalışan kişinin aktif sözcük dağarcığının sınırlı olması ve zihninde İngilizce kavramdan Türkçe karşılığa geçişte zorlanma yaşaması olabilir.

Uzun süre yurtdışında kalmış, yabancı bir dili sözlü ve yazılı aktif olarak kullanmış, o dilde düşünmeye, konuşmaya ve yazmaya alışmış biri için bunlar oldukça normal.

Ama bunu “Türkçe fakir” diye çerçevelemek ile “benim Türkçe kullanımım zayıf” demek arasında çok ciddi fark var ve kriz tamamen buradan çıkıyor.

Bu cümle, bir yanlış anlamayı düzeltmek için ele alınmalı. Çünkü burada ifade edilmeye çalışılan şey aslında Türkçe’nin kapasitesinden ziyade konuşanın kendi ifade sınırları.

Önce en temel noktayı koyalım:

Bir dilin “fakir” olup olmadığı, o dilde konuşan bir kişinin zorlanmasına bakılarak belirlenmez.

Türkçe, eklemeli yapısıyla dünyadaki en üretken dillerden biridir. Bir kökten onlarca yeni sözcük türetebilir, kavramları katman katman inşa edebilir. Bu, teknik bir gerçektir ve tartışmaya açık bir görüş değildir.

O zaman insan neden böyle bir yanılgıya kapılıyor? Aslında bu sorunun yanıtı için gerekli ipuçlarını Yüksel Yıldırım aynı konuşmada kendisi veriyor.

"Yarı İngilizce, yarı Türkçe düşünüyorum. Türkçe karşılıklarını bulamayınca farklı kelime kullanıyorum."

Bu, küresel iş yapan pek çok kişide görülen çok tanıdık bir durumdur.

Ama burada kritik bir eşik var: “Karşılığını bulamıyorum” demek ile “Bu dil fakir” demek aynı şey değildir. İlki kişisel bir sınırların varlığına işaret eder. İkincisi ise dili suçlayarak işin içinden çıkmaya çalışmaktır.

Bazı insanlar, dünya çapında iş yapmayı, İngilizce düşünmeyi ve anadilini ikinci plana itmeyi bir üstünlük göstergesi olarak görüyor. Bu bakış açısı zamanla şuna evriliyor:

“Benim zorlandığım dil yetersizdir.”

Oysa aslında gerçek çok daha sade:

Bir dilde düşünmeyi bırakırsanız, o dilde konuşmak zorlaşır. Bunun nedeni sizin o dille kurduğunuz ilişkidir.

Birden Çok Dil Bilme Tuzağı

Bu tuzak, kendi anadiline saygıyı yoksunluğu ile birleşince yabancı dili kutsama, anadilini küçümseme gibi bir sonucu üretebiliyor.

Bugün bazı insanlar için şöyle bir denklem neredeyse otomatikleşmiş durumda:

İngilizce = güçlü
Türkçe = yetersiz

Bu yanılgı yeni değil.

Aynı yanılgı, Osmanlı’nın son döneminde de vardı.
Seçkinler düşünürken Arapça ve Farsça kavramlara yaslanıyor, Türkçeyi ikinci plana itiyordu. Bir süre sonra da “Türkçe yetmiyor” gibi bir kanaat oluştu.

Oysa mesele dilin yetmemesi değildi ki...Mesele, o dilde düşünme alışkanlığının zayıflamasıydı.

Kafanızda kavramı yabancı dilde oluşturursanız Türkçeye çevirirken takılabilirsiniz.

Dil kullanılmadıkça körelir. Kas gibi.

Kullandığınız dil güçlenir, kullanmadığınız zayıflar.

Bugün yoğun İngilizce kullanımı nedeniyle yaşanan da aynı mekanizmadır.

Uzun süre İngilizce kavramlarla düşünen biri, Türkçeye döndüğünde zorlanabilir. Özellikle her iki dilde de aktif düşünme ve üretme becerisini koruyamadıysa bu çok normal.

Ama bu noktada yapılan kritik hata kişinin yaşadığı zorlanmayı dilin yetersizliği olarak yorumlamak.

Oysa gerçek başka: Karşımızda alışkanlıkları nedeniyle zorlanan bir zihin var.

Benzer Söylemler

Son yıllarda bazı yazarların ve hatta politikacıların "Türkçe zayıf bir dildir" gibi ilginç ifadelerine tanık olmuştuk. "Dilde Tasfiye Söylemi" başlıklı yazımızda "Göçerlerin (göçebelerin) dili yeterince gelişmemiştir" gibi şaşırtıcı ve dilbilimsel açıdan yanlış ifadeleri incelemiştik.

Aslında bunlar da aynı kapıya çıkıyor.

Türkçe fakir bir dil değil. Ama Türkçe ile kurulan ilişki zayıflayabilir. Bu, sorun Türkçede demek değildir. Sorun, konuşanın kendi dil kullanımındadır.

Bir şeyi Türkçe ifade edemiyorsanız, bu otomatik olarak Türkçe’nin sorunu mu oluyor?

Hayır.

Bunun çok basit bir nedeni var:

O kavramları Türkçe düşünemiyorsunuzdur. Dilin sınırına çarpmazsınız.
Kendi ifadenizin sınırına çarparsınız.

Türkçe fakir değil.
Ama Türkçeyle kurulan ilişki fakirleşebilir.

Bilgi Kutusu: Fakir mi Yoksul mu?

Önemli bir ayrıntıya dikkat çekelim. "Fakir" yabancı dil (Arapça) kökenli bir sözcük. Türkçede tam karşılığı var: "Yoksul".

"Türkçe fakir bir dil..." ifadesinde Türkçede karşılığı varken (“yoksul”) yabancı dil kökenli bir sözcük seçiliyor. Bu bilinçli bir tercih değil. Zihnin alışkanlığından kaynaklanıyor.

Son Söz

Mesele yeni değil. Türkçeyi küçümseyici benzer söylemler de...

Bu noktada sözü İlber Ortaylı'ya bırakalım.

"Türkçe Fakir Bir Dil Değildir"