Kerameti Kendinden Menkul
Kendi kendine büyüklük atfedenlerin öyküsü bu...“Kerameti kendinden menkul”, değeri dışarıdan doğrulanmayan iddiayı anlatır. Ünvan verilebilir, ama gerçek karşılık ancak başkalarının kabulüyle oluşur.
Dil Düzeyi: B2, C1
Kendi Dünyasının Tek Şahidi Olmak
Bir ortamda birisi için “kerameti kendinden menkul” dendiğini duyduğunuzda, orada ince bir zekanın ürünü olan o meşhur alaycı tonu da hemen sezersiniz. Görünüşte bir "üstünlük" atfı gibi tınlasa da aslında bu ifade nazikçe paketlenmiş bir eleştiridir.
Peki, nedir bu işin aslı? Neden birini övüyor gibi yapıp aslında yeriyoruz?
Sözcüklerin Anatomisi
Bu deyimi anlamak için önce parçalarına ayırmak gerekir:
- Keramet: Normalde velilere veya üstün kişilere atfedilen, akıl sınırlarını zorlayan olağanüstü güç ya da değer; Olağanüstü durum.
- Menkul: Bir yerden bir yere taşınabilen; Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş; Taşınır.
'Kerameti kendinden menkul' deyiminde bu iki sözcük bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şudur:
Ortada bir "üstünlük" iddiası var ama bu iddianın kaynağı yine kişinin kendisinden başkası değil. Yani bu kerametin doğruluğuna dair kişinin kendi beyanı dışında hiçbir kanıt, hiçbir tanık yok. Kişi kerametini kendisi naklediyor.
Deyimdeki incelik aslında şu gerçekten kaynaklanır:
Keramet gösteren kişiler bu özel durumlarını başkalarına anlatmazlar, bu bilgiyi yaymazlar. Aktarımı yapan ve bilgiyi yayanlar, o kerametlere şahit olan kişilerdir.
"Öyle Olduğunu Söylüyor... Ama Gerçekten Öyle mi?"
Asıl mesele, değerin kim tarafından onaylandığıdır. Bir insanın gerçekten yetkin olmasıyla, kendi kendini "yetkin" ilan etmesi arasında devasa bir uçurum vardır. Gerçek bir değer, başkaları tarafından keşfedilir, zamanla olgunlaşır ve kabul görür ve bağırmaya ihtiyaç duymadan yerleşir.
Oysa kerameti kendinden menkul olduğunda kişi kendi ünvanının tellallığını yapar ve ispat yükü altında ezilir. Çünkü aslında dış dünyada bir karşılığı yoktur.
Kendi Kendini Atayan Kahramanlar
Gerçek değer, başkaları tarafından keşfedilir ve zamanla bir "san"a dönüşür. Eski Türkçedeki "san", asıl anlamı itibariyle bir kişinin toplum içinde kazandığı itibar ve sıfattır.
Kerameti kendinden menkul değer, kişinin kendisi tarafından ilan edilir.
Küçük bir not: Gerçek keramet, sessizdir. Kendi reklamını yapmaya ihtiyaç duymaz.
Boşluğu Hissetmek
Kerameti kendinden menkul birini tanımak aslında hiç zor değildir. O kişinin yanından ayrıldığınızda zihninizde şu soru belirir:
"Anlattığı kadar varsa, neden bunu sürekli ispatlamaya çalışıyor?"
İşte bu soru işareti gerçek ile iddia arasındaki boşluğa işaret eder. O boşluk ne kadar süslenirse süslensin, eninde sonunda kendini ele verir.