İlim mi, Bilim mi?
Türk Dil Kurumu ilim ve bilim sözcüklerinin kökeni ve anlamını nasıl tanımlar? Günümüzdeki kullanımda iki sözcük arasındaki farklar nedir?
Bu sözcükleri cümle kurarken çoğu zaman fark etmeden şöyle seçiyoruz:
- Fıkıh ilmi
- Genetik bilimi
“Fıkıh bilimi” kulağa tuhaf gelir. “Genetik ilmi” diye bir tamlama neredeyse hiç kullanılmaz. Böyle olması gerektiğini bildiren bir kural yoktur ama genellikle herkes böyle kullanır. Durup “neden böyle diyoruz?” diye pek düşünmeyiz ama sonuçta bu seçimler herkesin kulağına doğal gelir. Bu durum bir tesadüf değildir. İlim ve bilim sözcüklerinin kökeni ve tarihsel kullanımı ile ilgilidir.
Her iki sözcük de aslında aynı anlama işaret eder (TDK Sözlük, iki sözcüğü de birbirinin karşılığı olarak verir) ama temsil ettikleri epistomolojik yaklaşım (bilgi felsefesi yaklaşımı) birbirinden biraz farklıdır. Bu, sözcüklerin kökeninden ve tarihsel bağlamdan kaynaklanır ve günümüzdeki kullanımlarını da etkiler.
İlim: Arapça Köken ve Türkçenin Organik Ses Uyumu
Türk Dil Kurumu'na (TDK) Göre
- Sözcük: ilim
- Köken: Yabancı Dil (Arapça, ilm (عِلْم))
1. isim Bilim
"İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir" - Yunus Emre
2. isim, mecaz Ayrıntı, özellik, nitelik
“İlim”, Arapça ʿilm (عِلْم) sözcüğünden doğrudan alıntıdır.
ʿİlm (عِلْم) Arapça'da şöyle söylenir:
Kökü ʿ-l-m’dir ve klasik Arapça’da hem genel “bilgi” hem de sistematik, teorik bilgi / bilim anlamlarında kullanılır. Klasik İslami literatürde ve Osmanlı döneminde fıkıh ilmi, tefsir ilmi, kelam ilmi, tasavvuf ilmi gibi disiplinler bu kelimeyle anılırdı. “İlim”, mevcut bir hakikati anlama, yorumlama, biriktirme ve aktarma işini ifade ederdi. Bilgi, büyük ölçüde otoriteye (kutsal metin, alim, gelenek) ve geçmiş birikime dayalıydı.
Türkçeye giriş süreci ise dilimizin kendi ses yapısıyla şekillendi. Arapça’da sözcük “ilm” şeklinde iki sessiz harf (l + m) yan yanadır. Öz Türkçede kök içinde tek hecede iki sessiz harfin (dilbilimde ünsüz kümesi (en. consonant cluster (cc))) yan yana gelmesi genel olarak tercih edilmez. Telaffuz kolaylığı ve akıcılık için araya bir ünlü girer: ilm → ilim.
Bu olaya dilbilimde ünlü türemesi (epenthesis) denir. Türkçe, yabancı kökenli kelimelerdeki sessiz kümelenmesini kendi ses dizilimi (fonotaktik) kurallarına uydurmak için bu mekanizmayı sıkça kullanır. Benzer örnekler çoktur:
- fikr → fikir
- asl → asıl
- hüzn → hüzün
- emr → emir
Aslında ilm → ilim dönüşümü ile ses açısından Türkçeye uyum, herhangi bir dil kurumu (TDK benzeri) tarafından zorla yapılmamıştır. Halk dilinde yüzyıllar içinde organik bir süreçle gerçekleşmiştir. Türkçe, alıntı sözcükleri kendi özgün ses sistemine benzetme eğilimindedir.
Bilim: Öz Türkçe Türetim ve Cumhuriyet Dönemi Dönüşümü
Türk Dil Kurumu'na (TDK) Göre
- Sözcük: bilim
- Köken: Türkçe
1. isim Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim:
"Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır." - Halide Edip Adıvar
2. isim Genelgeçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3. isim Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
“Bilim” tamamen Türkçe bir kökten gelir. Eski Türkçe bil- fiilinden + -im ekiyle türetilmiştir: “bilme işi, bilgi”. Bu yapı, Kırgız Türkçesinde “bilim” (bilgi, malumat) ile de eş kökenlidir.
Cumhuriyet döneminde dil reformu sırasında Arapça-Farsça kökenli “ilim” yerine bilinçli olarak Öz Türkçe bir karşılık üretildi. Amaç, dili yabancı unsurlardan arındırmak ve modern kavramlara uygun yeni kelimeler türetmekti.
Not: "Bilim" Sözcüğü Dil Devriminden Önce Yok muydu?
"Bilim" sözcüğü aslında 1930'lardaki Dil Devrimi'nden önce de (nadir de olsa) "bilme, bilgi" anlamında metinlerde geçiyordu. Ancak bugünkü "science" karşılığı olarak kurumsallaşması devrimle olmuştur. Bu ayrım, sözcüğün "uydurma" değil "canlandırma" olduğunu savunanlar için önemli bir argümandır.
“Bilim”, “ilim”e ses olarak yakın tutulduysa da tam bir ikame değildi. Dil reformu tamamen koparma yerine dönüştürmeyi hedefliyordu. Yine de anlamı birebir taşımadı. “Bilim” sözcüğü zamanla yeni bilgi üretme yöntemini, süreç odaklı, deneysel ve üretken yaklaşımı vurgular hale geldi.
İlim ve Bilim: Epistemolojik Ayrım ve Günümüzdeki Kullanım
Her iki kelime de “bilmek” fikrine dayanır ama farklı yönlere bakar:
İlim dünyasında:
- Bilgi büyük ölçüde otoriteye, geleneğe ve mevcut birikime bağlıdır.
- Doğru zaten vardır. İnsan ona ulaşır, yorumlar ve aktarır.
- Daha çok geçmişe ve yorumlamaya yöneliktir.
- Örnek: fıkıh ilmi, tefsir ilmi, kelam ilmi.
Bilim dünyasında:
- Bilgi süreç, yöntem ve üretime dayalıdır.
- Doğru aranır, hipotez kurulur, deneyle sınanır, yanlışlanabilirlik esastır.
- Geleceğe ve yeniliğe daha açıktır.
- Örnek: fizik bilimi, genetik bilimi, sosyoloji bilimi.
Bu ayrım mutlak ve katı değildir. Klasik ilimlerde de mantık yürütme, sorgulama ve eleştirel düşünce güçlüydü. Modern bilimde ise akademik konsensüs, paradigma ve otorite unsurları her zaman vardır. Yani bunlardan birinin güçlü karakteristik özellikleri aslında diğerinde de belirli bir düzeyde mevcuttur. Yine de dilimiz bu iki zihniyeti sözcüklerle ayırt etme eğilimindedir. “İlim” dediğimizde klasik/Osmanlı bağlamı; “bilim” dediğimizde ise modern, yöntemsel ve üretken ruhu kastetmemiz daha doğal gelir.
- “İlim irfan sahibi ama bilimsel değil” denebilir.
- “Bilimsel ama hikmet yoksunu” denebilir.
Yani sözcükler içinde bir epistemoloji (bilgi felsefesi) de barındırıyor. Günümüzde modern konuları - pozitif bilimler ile sınırlı olmamakla birlikte özellikle pozitif bilimler ile ilgili olanları - “ilim” sözcüğü ile değil, "bilim" sözcüğü ile anmayı tercih ediyoruz. Özellikle bilgi birikimi açısından kökeni klasik/Osmanlı döneminde olan konuları ise daha çok "ilim" sözcüğü ile anıyoruz.
Sözcük Değişimi ve Bakış Açısı Değişimi
Cumhuriyet dönemi dil reformunda yaşanan “ilim”den “bilim”e geçiş, aslında birikimden üretime, yorumdan yönteme, geçmişten geleceğe doğru bir zihniyet dönüşümünü yansıtır. Ama bu, sihirli bir biçimde "sözcük değişimi" ile ortaya çıkmamıştır. Bilimsel paradigmanın ve dolayısı ile bilimsel yöntemlerin değişimi süreci zaten vardı.
Bugün modern, yöntem odaklı bir konuyu anlatıyorsak bilim, klasik ve geleneksel bir disiplinden bahsediyorsak ilim demek daha uygun görülebilir.