Vicdan: Sözcük Kökeni, Anlamı ve Dildeki Yolculuğu

Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre vicdan, kişiyi kendi davranışları hakkında yargıda bulunmaya iten, ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan duygudur. Bu yazı, vicdan sözcüğünün Arapça kökenini ve Türkçedeki anlam yolculuğunu ele alıyor.

Vicdan: Sözcük Kökeni, Anlamı ve Dildeki Yolculuğu

Sözcük: Vicdan

Sözcük Kökeni: Yabancı dil (Arapça)

“Vicdan” sözcüğü Arapça وَجْدَان (wijdān) kelimesinden gelir.
Bu sözcük, Arapçadaki و-ج-د (w–j–d) köküne dayanır.

Bu kök Arapçada oldukça geniş bir anlam alanına sahiptir. Temel karşılıkları arasında şunlar yer alır:

  • bulmak
  • hissetmek
  • içinde duymak
  • sezmek
  • duygulanmak

Aynı kökten türeyen sözcükler, hem maddi hem manevi “bulma” hallerini kapsar. Bir şeyi fiziksel olarak bulmak da, bir duyguyu içte yakalamak da bu kökün alanına girer. Vicdan bu nedenle, dış dünyaya dönük bir kuraldan çok, kişinin kendi içinde “bulduğu” bir yargı halini anlatır.

Bu yönüyle vicdan, öğrenilen bir bilgi değildir. Doğrudan öğretilmeyen ama hissedilen bir durumdur.


Türkçede Vicdan Nasıl Kullanılır?

Türkçede vicdan;

  • gündelik dilde sıkça kullanılır,
  • toplumsal ve siyasal tartışmalarda merkezi bir sözcüktür,
  • çoğu zaman eylemle doğrudan ilişkilendirilir.

“Vicdan azabı”, “vicdanen rahat”, “vicdan borcu” gibi kullanımlar, bu sözcüğün yalnızca bir duygu değil, davranışa çağrı taşıdığını gösterir.

Türkçede vicdan, çoğu zaman şu soruların kısaltılmış halidir:
“Burada bir şey yapmalı mıydım?” veya "doğru olanı mı yapıyorum?".


Arapçada Vicdanın Yeri

Modern Arapçada وِجْدان (wijdān) sözcüğü, hala kullanılmaktadır. Anlam alanı, büyük ölçüde Türkçedeki vicdan ile örtüşür:

  • ahlaki duyarlılık,
  • içsel farkındalık,
  • kişinin kendi içinde hissettiği doğru–yanlış sezgisi.

Bu bakımdan “vicdan”, Arapçada da ahlaki bir iç yargıyı ifade eder. Yani Türkçedeki kullanım, anlam bakımından Arapçadan kopmuş değildir.

Ancak burada önemli bir fark ortaya çıkar:

Arapçada wijdān, daha çok edebi, felsefi ve psikolojik bağlamlarda kullanılır.
Günlük hayatta ahlaki değerlendirmeler çoğu zaman başka sözcüklerle ifade edilir:

  • ḍamīr (ضمير) → iç ses, iç muhasebe
  • akhlāq (أخلاق) → ahlak
  • ḥayā’ (حياء) → utanma duygusu

Yani Arapçada ahlaki iç yargı, Türkçedeki vicdan gibi tek bir sözcükte toplanmaz; anlam alanı paylaşılır.

Bu nedenle Arapçada, Türkçedeki kadar sık ve doğrudan “vicdanım rahat değil” türü ifadelerle karşılaşılmaz. Vicdan daha çok iç dünyaya ait bir sezgi olarak anlatılır.

Bugün Türkçede kullandığımız vicdan sözcüğünün Arapça sözlüklerdeki karşılığı wijdān (وِجْدان) değil, ḍamīr (ضمير) sözcüğüdür.


Aynı Sözcük, Farklı İşlev

Bu fark bize şunu gösterir:

  • Türkçede vicdan, iç yargıyla birlikte sorumluluk çağrısı da taşır.
  • Arapçada wijdān, daha çok iç duyarlılığı ve sezgiyi ifade eder.

Anlam ortak olsa da, sözcüğün dil içindeki işlevi farklıdır.


Türkçede Yerleşmesi ve Üretkenliği

“Vicdan” sözcüğü Türkçeye girdikten sonra pasif kalmamış, aksine üretkenleşmiştir. Bugün dilde çok doğal biçimde kullandığımız şu tamlamalar bunun göstergesidir:

  • vicdan azabı
  • vicdan muhasebesi
  • vicdan rahatlığı
  • vicdanen sorumlu olmak

Bu tür kullanımlar, Türkçenin bu sözcüğü ödünç aldıktan sonra kendi mantığı içinde yeniden işlediğini gösterir.

İlgili Yazı:  Türk Dil Kurumu’nun 2025 Yılı Kelimesi: “Dijital Vicdan”

Peki Neden Öz Türkçe Bir Karşılığı Yoktur?

Bu soru genellikle yanlış bir varsayımla sorulur: “Demek ki Türkçede bu sözcüğün anlamını karşılayan kavramlar yoktu.”

Oysa mesele, kavramın yokluğu değildir. Adlandırma biçimidir.

Eski Türkçede ahlaki iç yargıyı karşılayan tek bir sözcük yerine, duruma göre değişen ifadeler vardır: utanma, ayıp, töre, erdem, yüz akı, yüz karası gibi.

Yani Türkçe daha önce vicdanı tek bir sözcüğe yüklememişti.


İlgili Yazı

Dünyada Yılın Sözcükleri: Rage Bait, Slop, Parasocial — Türkiye’de Dijital Vicdan
Dünyada “rage bait”, “slop” ve “parasocial” gibi sözcükler öne çıkarken, Türkiye’de “dijital vicdan” tartışılıyor. Yılın kelimeleri, dijital çağda dikkat, sorumluluk ve ahlakın nasıl dönüştüğüne dair güçlü ipuçları sunuyor.