Vatandaş mı, Yerleşik mi? Bir Bakan Hangi Sözcüğü Tercih Eder?

Bir sözcük, bazen bir sözcükten fazlasıdır. “Vatandaş” ile “yerleşik” arasındaki fark, devlet ile insan arasındaki mesafeyi de anlatır. Bir bakan kendi halkına "yerleşik" der mi? Konuşma ve seçilen sözcükler neden kişinin "rolüne" uygun olmalıdır?

Vatandaş mı, Yerleşik mi? Bir Bakan Hangi Sözcüğü Tercih Eder?
Dilde bir sözcük tercihi neleri çağrıştırabilir? Bu görsel, sözcüklerin "doğru ve yerinde kullanımı" konusuna dikkat çekmek için mizah amaçlı üretilmiştir.

Nisan 2024’te Washington’da, Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) düzenlediği “Global Outlook Forum” panelinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonla mücadele konuşurken şu cümleyi kullanmıştı:

“We just have to convince locals that inflation is going to fall.”

Yani,

“Sadece yerel halkı / yerleşikleri enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor.”

demişti.

Konuşma İngilizceydi. Finans dünyasının standart terminolojisinde “locals” = “yerleşikler” (yerli yatırımcılar / yurtiçi yerleşik kişiler) anlamına geliyor. Yabancı yatırımcılar Türk varlıklarına zaten ilgi gösteriyordu. Mesele "yerleşikleri" ikna enflasyonun düşeceğine ikna etmekti.

Ama aynı kelime bir bakanın ağzından çıkınca Türkiye’de büyük tartışma yarattı.

Ekonomi dünyasında bu ifade sıradan.
Ama bazı sözcükler, yerinden çıktığında dikkat çeker.


Yerleşikler

Bir finans terimi olarak şöyle tanımlanır:

Yerleşikler (yerel yatırımcılar), işlem yaptıkları finans piyasasıyla aynı şehirde veya bölgede yaşayan ve çalışan tüccarlar veya yatırımcılardır. Genellikle yerel piyasayı iyi anlarlar ve bu bilgilerini kendi karları için hızlı işlemler yapmak için kullanabilirler. Yerel yatırımcılar, büyük kurumlardan farklıdır çünkü genellikle başkaları için fon yönetmek yerine kendi paralarını kullanırlar. Uzun vadeli yatırımlardan ziyade kısa vadeli fırsatlara odaklanma eğilimindedirler.

EN - What Does “Locals” Mean? ↗︎

Locals are traders or investors who live and work in the same city or area as the financial market where they trade. They usually have a good understanding of the local market and may use their knowledge to make quick trades for their own profit. Locals are different from big institutions because they often use their own money instead of managing funds for others. They tend to focus on short-term opportunities rather than long-term investments.


Aynı Sözcük, İki Farklı Dünya

Bir finans uzmanı veya uluslararası yatırımcı için “locals” son derece sıradan bir terimdir. Çünkü finans disiplini, insanları ekonomik kategoriler üzerinden okuyabilir: yerleşikler – yerleşik olmayanlar. Bu sözcük raporlarda, sunumlarda “yerleşik – yerleşik olmayan” ayrımını yapmak için kullanılabilir. İnsan burada bir veri noktasıdır.

Bu gibi sözcükler mesleki jargon kabul edilebilir ve normalde finans uzmanlarının böyle konuşması pek yadırganmaz.

Peki ya bir bakanın kendi vatandaşları hakkında böyle konuşması?

Bir iletişim kazası mıydı değil miydi bilemiyoruz. Mehmet Şimşek sonradan yaptığı açıklamada sözlerinin istismar edildiğini söylemişti. ↗︎

Biz burada dil açısından şunu inceleyelim: "Bir bakanın kendi halkı hakkında böyle bir ifade kullanması ne kadar olağan kabul edilebilir?"


Türk Kamuoyunda Nasıl Karşılanmıştı?

Eleştirenler bunun olağan kabul edilemeyeceğini ve uygunsuz olduğunu belirtmişti. "Eleştirilecek bir şey yok" diyenler ise bu sözcüğün kullanılmasının normal olduğunu ve konunun büyütülmemesi gerektiğini ifade etmişti.

Eleştirenler:

  • Ekonomi yazarı Arda Tunca: “Bir bakan ‘yerel halk’ mı der? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı diyemiyor musunuz?”
  • Gazeteci Deniz Zeyrek: “Yerel halk ne yapıyorsunuz? İkna oldunuz mu?”
  • (O zaman) Demokrat Parti’den Cemal Enginyurt: “Büyük Türk Milletine ‘yerel halk’ demiş… Türk Milletini aşağılıyorsun.”
  • Sosyal medyada binlerce kişi aynı soruyu sordu: “Biz artık ‘yerleşik’ miyiz, vatandaş değil miyiz?”

Eleştirenlere göre Şimşek, kendi vatandaşlarını dışarıdan bakan bir gözlemci gibi tanımlamıştı. Sanki “ikna edilecek öteki” konumuna düşürmüştü.

“Eleştirecek Bir Şey Yok” Diyenler:

  • Ekonomist Uğur Gürses: “Şimşek’in ‘locals’ sözüne takılmamak gerekiyor; mesleki bir jargona ait bir söz. Uluslararası raporlarda yerleşik ve yerleşik olmayan mali yatırımcıları tanımlamak için sıkça kullanılır.”
  • Eski TCMB Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara: “Bana göre sosyal medya biraz fazla tepki vermiş. Yurtdışında bir panelde konuşurken yerleşik vatandaşları kastetmenin en kolay yolu ‘locals’ kelimesidir.”
  • Şimşek’in kendisi ve Hazine Bakanlığı: “Anlamı çok net olan kelimeyi mesleki bağlamı dışında yorumlamak istismardır. Biz vatandaşımıza hizmetkarız.”

Tartışma tam da burada düğümleniyor: Sözcük teknik olarak doğru olabilir. Ama kimin ağzından çıktığına göre anlamı değişir.

Bir ülkenin ekonomi bakanının, uluslararası bir ekonomi toplantısında/forumunda profesyonel bir konuşma sırasında kendi vatandaşlarını "yerliler" olarak nitelendirmesi normal/kabul edilebilir bir durum mudur?

sorusunu "dil" açısından şöyle yanıtlayabiliriz:

Bağlama büyük ölçüde bağlıdır, ancak çoğu durumda alışılmadık veya uygunsuz olarak değerlendirilir.

Neden genel olarak sorunlu görülür?

"Locals (=Yerliler/Yerleşikler)" ifadesi, genellikle bir yere özgü insanları tanımlamak için dışarıdan gelenler veya yabancılar tarafından kullanılır. Bir bakanın bu ifadeyi resmi bir konuşmada kendi vatandaşlarını tanımlamak için kullanması tuhaf bir mesafe etkisi yaratır — sanki bakan, temsil ettiği insanlardan ayrı ya da onların üzerinde konumlandırıyormuş gibi. Bu durum şu şekillerde algılanabilir:

  • Küçümseyici veya elitist — sıradan vatandaşlardan sosyal ya da kültürel bir uzaklık olduğunu ima eder
  • Diplomatik açıdan garip — bakanların, halkın gözlemcisi olarak değil, halkın temsilcisi olarak konuşması beklenir
  • Siyasi açıdan zararlı — toplumdan kopukluğun işareti olarak değerlendirilebilir; muhalifler ve medya bunu hızla kullanır

Daha kabul edilebilir olabileceği durumlar şunlar olurdu:

  • Eğer bu bir dil sürçmesi veya yanlış çeviri ise (özellikle çok dilli forumlarda)
  • Eğer terim, "yerliler"in tarafsız ve kabul görmüş bir anlam taşıdığı belirli teknik veya bölgesel bir bağlamda kullanıldıysa (örneğin, yerel ile yabancı yatırımcılara atıfta bulunurken)
  • Dilin daha rahat olduğu bazı gayri resmi panel tartışmalarında

Beklenen norm şudur:

Bir bakan genellikle "vatandaşlarımız," "Türk halkı" (ya da ilgili millet), "iş gücümüz" veya "nüfusumuz" gibi ifadeler kullanır — temsil ettiği insanlarla özdeşleşmeyi ve dayanışmayı vurgulayan bir dil.

Sonuç olarak bir bakan için standart profesyonel bir ifade değildir ve resmi bir uluslararası forumda büyük olasılıkla kaş kaldırtır. Bunun kabul edilebilir olup olmadığı, gerçekten bir kopukluk tutumunu yansıtıp yansıtmadığına ya da yalnızca o an için seçilmiş kötü bir sözcük olup olmadığına bağlıdır.


Başkaları Söyleseydi? Bakan Söyleyince?

İngiliz vatandaşı bir finans uzmanı, uluslararası bir platformda ve uygun bir bağlamda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kastederken "yerleşikler" deseydi oldukça normal karşılanırdı.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir finans uzmanı, uluslararası bir platformda ve uygun bir bağlamda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kastederken "yerleşikler" deseydi anlayışla karşılanırdı, "vatandaşlarım" deseydi daha güzel olurdu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Hazine ve Maliye Bakanı, uluslararası bir platformda herhangi bir bağlamda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kastederken "yerleşikler" derse garipsenir, "vatandaşlarımız" demesi beklenir.


Bu Bir İletişim Kazası İse Nasıl Önlenebilirdi?

Finans tekniği açısından Şimşek'in haklı olduğu güçlü bir argüman mevcut — "locals vs. foreigners" ayrımı uluslararası yatırım raporlarında son derece standart bir kullanımdır. Ancak bağlama göre yorumlandığında siyasi açıdan riskli bir hal alıyor. Sonuçta bu olay, teknik bir ifadenin iletişim açısından ne kadar riskli bir zemine taşınabileceğinin çarpıcı bir örneği.

En güvenli tercih, Şimşek'in "vatandaşlarımız" ifadesini kullanması olurdu.

Şimşek'in finans jargonunu bildiği ve "locals"ı teknik anlamda kullandığı doğru olabilir — ama bir bakan sadece bir finans uzmanı değildir. Aynı anda hem ülkesinin temsilcisi hem de siyasi bir figürdür. Dolayısıyla sözcük seçiminde hem teknik doğruluk hem de siyasi ihtiyat bir arada gözetilmek zorundadır.

"Our citizens" ya da Türkçe konuşsaydı "vatandaşlarımız" demesi hem anlamı tam karşılardı hem de hiçbir tartışma kapısı açmazdı. Üstelik bu ifade yanlış da olmazdı — enflasyonun düşeceğine ikna edilmesi gereken kitle nihayetinde vatandaşlar ve yerel yatırımcılardır. Bunlar birbiri ile örtüşen gruplardır.

Şimşek'in savunması teknik olarak tutarlı, ancak siyasi iletişim açısından zayıf. Çünkü "Ben bunu teknik anlamda söyledim" demek, dinleyicinin o anlamı otomatik olarak anlayacağını varsaymak demektir — ki uluslararası bir finans forumunda bile bu varsayım her zaman geçerli değil, sosyal medya çağında ise hiç geçerli değil.

Kısacası "yerleşikler" yerine "vatandaşlarımız" demek hem daha doğru hem daha güvenli hem de bir bakandan beklenen dildi.


Not: Sözcüğün Değişkeleri

"Yerleşmek"ten türeyen bu sözcüğün Türkçede birçok değişkesi (varyantı) vardır:

Yerli

Türk Dil Kurumu (TDK) tanımlarından bazıları

  • sıfat Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
  • sıfat Bir yerin ilk sakini olan; otokton.
  • sıfat Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad.

Yerleşik

Türk Dil Kurumu (TDK) tanımları

1. sıfat Belli bir yere yerleşmiş; beledi:
      "Onlar yerleşik toplumlar, herkesin yeri belli, öyle vırt zırt oradan oraya geçilemez." - Attilâ İlhan
2. 
sıfat Bir yerin yerlisi olmuş; mütemekkin.

3. sıfat, mecaz Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan:
      "Türkler Anadolu'ya gelmeden önce de muhtelif ülkelerde yerleşik medeniyete geçmişler, büyük şehirler kurmuşlardır." - Mehmet Kaplan

Yerleşimci

Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlük'te yer almıyor. İsrail'in Filistin'i işgal etmesi ve işgal ettiği bölgelere "yerleşimci (=settler)" göndermesi ile sık sık gündeme gelen kavram. Ayrıca Civilization gibi medeniyet kurma konulu bilgisayar oyunlarındaki temel kavram/ünitelerden biridir.