Trump’ın Venezuela Hamlesi ABD’de Nasıl Görüldü?

Venezuela’daki gelişmeler ABD’de dış politikadan çok iç siyasetin aynasına dönüştü. Tartışmanın merkezinde Maduro yerine başkanın yetkileri, Kongre’nin rolü ve Amerikan demokrasisinin sınırları yer aldı.

Trump’ın Venezuela Hamlesi ABD’de Nasıl Görüldü?

Güç Gösterisi mi, Anayasal Sınır İhlali mi?

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve güvenlik boyutlu hamlesi, Washington’da ve Amerikan kamuoyunda uluslararası bir olay olduğu kadar bir iç siyaset tartışması olarak okundu.

Tartışmanın merkezinde ABD başkanının yetkileri, Kongre’nin rolü ve yürütme gücünün sınırları vardı.

Bu yönüyle mesele, dış politikadan çok anayasa ve güç dengesi tartışmasına dönüştü.


Politikacılar: "Asıl Olay Venezuela Değildi"

ABD’de siyasi elitin tepkileri neredeyse bütünüyle kendi partilerinin çizgilerine paralel şekillendi.

Cumhuriyetçi kanatta özellikle Trump’a yakın isimler, operasyonu ABD’nin Batı Yarımküre’de caydırıcılık göstermesi ve uyuşturucu ticareti ve suç ağlarıyla mücadelesi etmesi bakımından savundu. Zayıflık gösterilmemesini ve güç dili kullanılmasını destekledi.

Onlara göre Venezuela’daki rejimin niteliği ikincil bir unsurdu. Önemli olan, ABD’nin kararlılık göstermesiydi.

Demokratlar ise bambaşka bir yerden konuştu. Eleştirilerin odağında şu sorular vardı:

  • Başkan bu adımı Kongre onayı olmadan atabilir mi?
  • Bu operasyon bir askeri eylem mi, yoksa “hukuki” olarak ambalajlanmış ama aslında "hukuka aykırı" olan bir güç kullanımı mı?
  • Böyle bir adım, ileride başka ülkelere karşı da emsal olur mu?

Demokratların bakış açısına göre Venezuela lideri Maduro'nun ABD'ye zarar veren yanlış bir yönetim uyguladığı görüşü ikinci planda kaldı. Onlar için temel mesele, ABD başkanının sınırı aşıp aşmadığıydı.

Öne çıkan figür doğal olarak Donald Trump.


Kongrede “Trump'ın Buna Yetkisi Var mıydı?” Tartışması

ABD’de bu tür krizlerde klasikleşmiş bir refleks yeniden devreye girdi:
“Bu kararı kim verdi?”

Kongre’de hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler, şu görüşte birleşti:

Başkanın, böylesi sonuçları olan bir hamleyi Kongre’yi devre dışı bırakarak yapması kabul edilemez.

Bu itirazlar, ABD siyasetinde yeni değil. Ancak Trump söz konusu olduğunda tartışma daha sert yaşandı. Çünkü mesele Venezuela olayının da ötesindeydi. Mesele Trump’ın başkanlık tarzıydı.


Kamuoyunda Bölünmüşlük

Amerikan halkı da ikiye bölündü, fakat bu bölünme yüksek bir heyecan üretmedi.

Operasyonu destekleyenler “Amerika geri adım atmamalı”, “ABD uzun süredir kararsız görünüyordu, bu iyi oldu” ve "Bu tür rejimlere karşı sertlik gerekir” gibi görüşler öne sürdü.

Karşı çıkanlar ise “Yeni bir dış maceraya gerek yok”, “Bu ABD’nin sorunu değil” ve “Anayasal sınırlar aşılmamalıydı” gibi eleştiriler getirdi.

Dikkat çekici olan ise geniş kitlelerde coşkulu bir destek dalgası oluşmaması. ABD kamuoyu, Irak ve Afganistan tecrübelerinden sonra, dış müdahalelere karşı daha yorgun ve kuşkucu.


Medyada Bölünmüşlük

Amerikan medyası da ülkenin kendisi gibi ikiye ayrıldı. Muhafazakar kanallar operasyonu “güçlü liderlik” olarak sundu. Liberal ve merkez medya ise sürekli şu soruyu sordu: “Bu yasal mıydı?”

Tartışmaların dili sertti ve odağı operasyonun Venezuela’da yaratacağı sonuçlar değildi. Tartışmaların odağı ABD’deki süreçti.


Reuters/Ipsos Anketi

Reuters/Ipsos anketine ↗︎ göre Amerikalıların ancak %33'ü Venezuela’ya yönelik askeri operasyon ile Maduro’nun yakalanmasını onaylıyor. Buna karşılık önemli bir kesim bu hamleye karşı çıkıyor ya da kararsız olduğunu belirtiyor. Destek oranı Cumhuriyetçiler arasında daha yüksekken, Demokratlar ve bağımsız seçmenler arasında belirgin biçimde daha düşük.

Cumhuriyetçiler operasyona çoğunlukla destek veriyor. Müdahaleyi meşru bulanların oranı bu grupta %65.

Demokratların büyük bölümü ise operasyona karşı çıkıyor. Destek verenlerin oranı sınırlı kalırken, pek çok Demokrat siyasetçi ve seçmen, müdahalenin Kongre onayı olmadan yapılmasını hukuka aykırı ya da anayasal açıdan sorunlu buluyor.

Bağımsız seçmenler de genel olarak destekten ziyade karşıtlığa daha yakın bir tutum sergiliyor. Bu grupta kararsızların oranı da dikkat çekici düzeyde.


ABD Açısından Tablo Ne Söylüyor?

ABD’de bu olay bir dış politika hamlesi olmaktan çok başkanlık yetkileri tartışmasına dönüştü ve şu soru soruldu:

ABD Başkanının böyle bir operasyon kararı alma yetkisi var mı?

Amerikan siyasetinde çoğu zaman olduğu gibi Venezuela olayın asıl konusu olarak görülmedi. ABD’de mesele Venezuela’dan çok ABD’nin iç siyasetiyle ilgili.

ABD’de verilen tepkiler ülkenin dünyaya bakarken bile önce kendi iç dengesine baktığını gösteriyor.