Oğuzlar Yazıyı Sandığımızdan Çok Daha Önce mi Kullanıyordu?
Kazakistan’ın bir köy okulunun müzesinde tesadüfen bulunan taş yazıt, Oğuz Türklerinin 13. yüzyıldan çok daha önce yazı kullandığını gösteriyor. Bu keşif Türk dili tarihindeki bazı ezberleri yerinden oynatabilecek yeni bir başlangıç noktası.
Kültöbe Yazıtı ve Oğuzların Yazı Tarihi
Kazakistan’daki küçük bir köy okulunun müzesinde yıllardır sessizce duran bir taş, Türk dili ve tarihi açısından büyük bir soruyu yeniden gündeme getirdi:
Oğuz Türkleri ne zamandan beri yazı kullanıyordu?
Yapılan incelemeler, bu taşın üzerindeki kısa yazının Oğuz Türklerine ait bir yazıt olabileceğini ortaya koydu. İlk bakışta küçük ve mütevazı görünen bu buluntu, yerleşik kabulleri zorlayacak kadar büyük bir anlam taşıyor:
Oğuz Türkçesinin yazı dili olarak kullanım tarihini en az birkaç yüzyıl geriye çekiyor ve Oğuzlar’ın düşünüldüğünden çok daha önce yazı kullandığına işaret ediyor.
Oğuz Türklerine ait olduğu belirlenen bu yazıt, 9.–10. yüzyıllara tarihleniyor.
Yazıt Nasıl Ortaya Çıktı?
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç’un Kazakistan’ın Türkistan bölgesine yaptığı bir ziyaret sırasında fark edilen yazıt, Orangay köyündeki bir okul müzesinde sergileniyordu. Müze görevlilerinin de belirttiği gibi, taş uzun süredir oradaydı; ancak ne olduğu bilinmiyor, herhangi bir akademik çalışmada ele alınmıyordu.
Bu durum, arkeoloji ve tarih için tanıdık bir gerçeği hatırlatıyor: Bazen en önemli buluntular, gözümüzün önünde olduğu halde fark edilmez.
Yazıt, Kazakistan’ın Türkistan bölgesinde yer alan Kültöbe yerleşimi yakınlarında bulunmuş olması nedeniyle literatürde “Kültöbe Yazıtı” olarak anılıyor. Kültöbe, Orta Asya’daki eski yerleşim ve ticaret ağlarının kesişim noktalarından biri olarak biliniyor. Bu da yazıtın, yalnızca dil tarihi açısından değil; Oğuzların siyasi ve kültürel temasları bakımından da anlamlı bir bağlam sunduğunu gösteriyor.
Neden Bu Kadar Önemli?
Bu keşfin bilim dünyası için en çarpıcı yönünün Oğuzların Selçuklu öncesi dönemde de yazı kullandığının kanıtlanması olduğu belirtiliyor.
Bugüne kadar yaygın kabul şuydu:
Oğuz Türkçesinin yazılı örnekleri büyük ölçüde 13. yüzyıldan sonra, İslamiyet’in kabulü ve Arap alfabesinin kullanımıyla ortaya çıkmıştı.
Ancak DergiPark’ta yayımlanan akademik çalışmada, bu yazıtın 9.–10. yüzyıllara tarihlenebileceği ifade ediliyor. Bu tarih, Oğuzların henüz İslamiyet öncesi dönemde Orta Asya’da bulunduğu yıllara karşılık geliyor.
Temel vurgu şu noktada toplanıyor:
Yazıt, Oğuz Türklerinin yalnızca sözlü değil, yazılı bir ifade geleneğine sahip olduğuna işaret ediyor.
Oğuz Türklerinin Yazı Tarihini Değiştiren Bulgu
Kültöbe Yazıtı, Oğuzların “yazısız göçer topluluklar” olduğu yönündeki basitleştirici anlatının yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Bununla birlikte Oğuzların ve daha geniş Türk dünyasının yazı kültürü tarihini yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Orhun Yazıtları gibi Göktürk ve Uygur dönemine ait yazıtlar zaten eski Türklerin yazı kullandığını gösteriyordu. Ancak Oğuzlar’ın da benzer şekilde yazı kullandığını gösteren somut bir eser bulmak, dil ve kültür tarihimizde önemli bir gelişme olarak görülebilir. Kültöbe Yazıtı olarak anılan bu buluntu, Oğuz Türkçesinin yazılı geçmişine dair bilinen zaman çizelgesini geriye çekebilecek nadir örneklerden biri olabilir.
Yazıtta Ne Yazıyor?
Yazıt tek satırlık kısa bir metinden oluşuyor. Akademik çözümleme denemelerinde, metnin Hazar Kağanlığı çevresiyle ilişkilendirilebilecek bir anlam dünyasına işaret edebileceği belirtiliyor. Bu da Oğuzların, dönemin siyasi ve kültürel ağlarından kopuk olmadığını gösteriyor.
Yazının altında yer alan sembol ise bir boy ya da soy tamgası olarak yorumlanıyor. Bu nokta önemli; çünkü Türk tarihindeki toplumsal yapı boy, uruğ (soy) ve budun gibi birimler üzerinden şekillenmiştir. Tamga geleneği de bu yapıların kimlik işaretlerinden biridir.
“Göçerler Yazı Kullanmaz” Ezberi
Akademik makalenin dolaylı olarak sorguladığı kabullerden biri de şu:
"Göçer topluluklar “gelişmiş” bir yazı kültürüne sahip olamaz."
Oysa Orhun Yazıtları başta olmak üzere, eski Türk topluluklarının yazı ve simge kullanımına dair pek çok örnek zaten biliniyor. Bu yeni yazıt, Oğuzların da bu geleneğin dışında kalmadığını düşündürüyor.
Başka bir deyişle mesele şu:
Yazı, yalnızca yerleşik veya göçebe olmakla değil; ihtiyaç, temas ve kültürel örgütlenmeyle ilgilidir.
Akademik Süreç Ne Aşamada?
Yazıtla ilgili bulguların akademik yayın süreci devam ediyor. Bu tür keşiflerde önce saha tespiti ve ön değerlendirme yapılması, ardından ayrıntılı filolojik ve tarihsel çalışmaların yayımlanması son derece olağandır.
Bu da bize şunu gösteriyor:
Bu yazıt, kesin hükümlerden çok yeni sorular üretiyor — ve bilim tam da böyle ilerliyor.
Küçük Bir Taş, Büyük Bir Hatırlatma
Kazakistan’daki bu yazıt, tek başına bütün Türk tarihini yeniden yazmaz.
Ama şunu çok net biçimde hatırlatır:
Türk dili ve kültür tarihi, hala tamamlanmış bir öykü değildir.
Bazen bir taş, bir satır ve bir dikkatli bakış, bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden düşünmemize yeter.
Kaynaklar
Anadolu Ajansı (AA) — "Kazakistan’daki bir müzede yer alan buluntunun Oğuzlara ait yazıt olduğu belirlendi" ↗︎
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi — Konuya ilişkin resmî üniversite haberi ve akademik değerlendirme ↗︎
DergiPark — "Erken Oğuzlarda Yazı Kullanımına İlişkin Yeni Bir Buluntu" (hakemli akademik makale, tam metin) ↗︎
TRT Haber — "Oğuz Türklerine ait 9-10. yüzyıldan kalma Kültöbe Yazıtı keşfedildi" ↗︎
QHA - Kırım Haber Ajansı, "Kazakistan’da köy okulunda Oğuz yazıtı keşfi: Türk tarihi yeniden yazılıyor!", ↗︎