Ak mı Beyaz mı?

Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlük, ak sözcüğünü "kar, süt vb.nin rengi; beyaz, kara ve siyah karşıtı; temiz; dürüst; sıkıntısız, rahat, huzurlu" gibi anlamlar ile, beyaz sözcüğünü ise "ak; kara ve siyah karşıtı" anlamlar ile tanımlar. Peki bu sözcüklerin köken ve anlam bakımından farkları nedir?

Ak mı Beyaz mı?

Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlük'e göre ak ve beyaz sözcüklerinin kökenleri ve anlamları şöyledir.

beyaz: (isim) ak, kara ve siyah karşıtı; (sıfat) bu renkte olan; (isim) beyaz ırktan olan kimse; (isim) baskıda koyu biçimde dizilmemiş harf türü; (isim) beyaz zehir.

sözcük kökeni: yabancı dil (Arapça)


ak: (isim) kar, süt vb.nin rengi; beyaz, kara ve siyah karşıtı; (sıfat) bu renkte olan; (isim) beyaz leke; (sıfat, mecaz) temiz olan; (sıfat, mecaz) dürüst olan; (sıfat, mecaz) sıkıntısız, rahat, huzurlu, güzel olan.

sözcük kökeni: Türkçe


Renk mi, Yoksa Temizlik, Arılık ve Duruluk İfadesi mi?

Türkçede aydınlığı ve ışığı anlatmak için iki temel sözcüğümüz var: 'Ak' ve 'Beyaz'. 'Kara' ve 'siyah' gibi bir arada yaşarlar. İlk bakışta tıpkı 'kara' ile 'siyah' gibi eş anlamlı görünürler. Peki gerçekten tüm anlamları eş midir?

Renk belirten anlamları eştir, evet. Ama diğer anlam katmanları farklılaşır.

Dil toplumun belleğini, değer yargılarını ve dünya görüşünü de taşır. Bu iki sözcük arasındaki fark da bunu yansıtır. Her ikisi de özünde renk belirtirken 'ak' sözcüğü daha geniş soyut anlamlar da barındırır.

İlgili Yazı: Kara mı Siyah mı?

Ak: Renkten Öte Bir Değer

Ak, Türkçenin en eski ve köklü sözcüklerinden biridir. Orhun Yazıtları’ndan beri Türkçenin belleğinde yankılanır. Eski Türkçede 'ak' hem bir renktir, bir optik tanımdır hem de temiz, doğru, lekesiz ve kutsal olanı temsil eder.

Halkın dilinde 'ak', bir renkten öte bir karakterdir:

  • 'Ak süt' deriz. Burada sütün rengi ile birlikte helalliği ve anne hakkının kutsallığını anlatırız.
  • 'Yüz akı' deriz. 'Alnı ak' deriz. Lekesiz bir geçmişe, utançtan arınmış bir hayata, dürüstlüğe ve onura işaret ederiz.
  • 'Ak sakallı' deriz. Bununla yalnızca sakalı 'ağarmış' bir yaşlıyı betimlemiş olmayız. Bilge, tecrübeli ve sözü dinlenen kişiyi anlatırız.

'Ak', bu tür kullanımlarda renkten öte soyut nitelikler ifade eder. Gözden çok vicdana hitap eder. Temizlik, doğruluk ve yaşamdaki duruşu vurgular.


Beyaz: Ödünç Alınmış Bir Renk Adı

'Beyaz', Arapça bayāḍ (بياض) kökünden gelir. İlginç bir dilsel yolculuğu vardır:

audio-thumbnail
Bayāḍ (بياض) Arapça Okunuşu
0:00
/1.149375

Arapçada bayāḍ aslında 'beyazlık' anlamına gelen bir isimdir, sıfat değildir.

Arapçada renk sıfatı olarak ise abyad (أبيض) kullanılır. Türkçeye geçen 'beyaz', asıl dilindeki görevini değiştirerek bir sıfat haline gelmiştir.

Abyad (أبيض): beyaz

audio-thumbnail
Abyad (أبيض) Arapça Okunuşu
0:00
/1.071

Tablo ile özetleyelim:

Dil Biçim Tür (Dilbilgisi) Anlam Not
Arapça bayāḍ (بياض) İsim beyazlık Renk sıfatı değil, isim
Arapça abyad (أبيض) Sıfat beyaz Renk sıfatı olarak kullanılır
Türkçe beyaz Sıfat beyaz Arapçadan alınmış, görev değiştirerek sıfatlaşmıştır

Bugün Türkçede "beyaz" daha çok nesnel ve teknik bir betimleme aracıdır:

  • Beyaz kağıt
  • Beyaz gömlek
  • Beyaz eşya
  • Beyaz ekran

Bunların hepsinde anlamın odak noktası, ışığın yüzeyden yansımasıdır, optik değerdir.

Beyaz yalnızca nesneleri renk üzerinden tarif eder.

'Ak' ise yerine göre hem renk belirtmek için kullanılır hem de o nesnenin veya kişinin özündeki saflığı anlatmak için kullanılır.

'Beyaz' bir ışık yansımasıdır.

'Ak' yerine göre bir ışık yansıması, yerine göre insanın vicdanıdır.


Zeki Müren de Bizi Gördü mü?

Televizyonun Türkiye'ye yeni geldiği yıllarda sorulan o meşhur ve saf soruyu hatırlayalım: “Zeki Müren’i göreceğiz de… Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?” Televizyon yayını tek yönlü olduğu için bu soru bize komik gelir.

Şimdi benzer bir soruyu dilimiz için soralım: Türkçe, Arapçadan 'beyaz'ı ödünç aldı. Peki Arapça Türkçeden 'ak' sözcüğünü aldı mı?

Hayır. Standart Arapçada beyazın karşılığı hala 'abyad'dır.

Burada ilginç bir asimetri vardır: 'Beyaz', diller arasında kolayca taşınabilen teknik bir renk adıyken 'ak' kültürel ve ahlaki anlam katmanları da taşıdığı için başka dillere kolayca aktarılabilen basit bir renk adı değildir.

Bazı sözcükler ancak ait olduğu kültürün içinde yaşanır.

'Ak', Türkçede rengin ötesinde anlamlar da taşır. Başka dillere kolayca çevrilemeyen bir 'değer sözcüğü'dür.

Bu nedenle

  • Arapçaya geçmemiştir.
  • Farsça onu bire bir karşılamamıştır.
  • Batı dillerinde tam eşdeğeri yoktur.

Neden Bugün 'Beyaz' Daha Yaygın?

Yazı dili ve bürokrasi bazen ödünç sözcükleri halk dilinden daha hızlı standartlaştırabilir. Osmanlı döneminde yazı dilinde yaygınlaşan bu alışkanlık, Cumhuriyet dönemindeki sadeleşme hareketlerine rağmen teknik ve resmi dilde izlerini sürdürmüştür.

Bu yüzden bugün beyaz ekran veya beyaz ışık gibi nötr bağlamlarda 'beyaz'ı tercih ediyoruz. Ancak kalbimiz ve vicdanımız hala yüz akı, ak eller veya alnı ak demeye devam ediyor.

Bu anlamın muazzam bir biçimde katmanlaşmasıdır.

Sonuçta ak hiçbir yere gitmedi. Yalnızca beyaza biraz alan açtı.

Beyazın optik anlamını ak da karşılar.

Akın soyut anlamlarını beyaz karşılamaz.

Beyaz yüzeyin rengidir.

Ak ise özün aydınlığıdır.