Dolar Neden Hala Ayakta, Neden Tartışılıyor?

ABD’de yargı ve merkez bankası üzerindeki siyasi baskılar tartışılır hale geldikçe dünya merkez bankaları altına yönelmeye başladı. Dolar hala güçlü ama artık sorgulanıyor. Ülke hukuktan şaştığında güven sessizce çekilir. Bedeli ise para üzerinden ödenir.

Dolar Neden Hala Ayakta, Neden Tartışılıyor?
"Trust"

Bir Para Meselesinden Çok Bir Hukuk Meselesi

Amerikan doları bugün herhangi bir para birimi değil. Rezerv para. Küresel ticaretin dili, devletlerin borçlanma aracı, merkez bankalarının kasasında duran bir “güvence”.

Peki bu güvence tam olarak neye dayanıyor?

Çoğu zaman cevaplar askeri güç, ekonomik büyüklük ya da siyasi nüfuz üzerinden verilir. Oysa daha sessiz, daha az konuşulan ama belirleyici bir unsur vardır: hukuka güven.

Amerikan hukukuna duyulan bu güven, genellikle rule of law — yani hukukun üstünlüğü kavramı ile açıklanır.


ABD’de “Rule of Law” (Hukukun Üstünlüğü) Ne Anlama Gelir?

“Rule of law” ifadesi çoğu zaman soyut anlamda, hatta slogan gibi kullanılır. Oysa küresel finans dünyasında son derece somut bir karşılığı vardır.

Bir ülkenin hukuk sistemi şu güvenceleri sağlıyorsa, dış dünya o ülkeye parasını emanet eder:

  • Yapılan sözleşmeler mahkemelerce gerçekten uygulanıyorsa
  • Mülkiyet hakları keyfi biçimde ihlal edilmiyorsa
  • Devlet, kendi işine geldiğinde kuralları değiştiremiyorsa
  • Yargı, iktidarın uzantısı gibi çalışmıyorsa

Bunlar romantik ilkeler değildir. Trilyonlarca dolarlık kararların dayandığı pratik güvencelerdir.

Yatırımcılar ve merkez bankaları şu sorunun cevabını bilmek ister:

“Yarın bu paraya bir şey olursa, hakkımı arayabileceğim bir düzen var mı?”

Bu bağlamda "rule of law" (hukukun üstünlüğü) şunları güvence altına alır:

  • Sözleşmelerin uygulanması: ABD Hazine tahvili aldığınızda, bir Amerikan şirketine ortak olduğunuzda ya da ABD’de banka hesabı tuttuğunuzda, haklarınızın bağımsız mahkemelerce korunacağı varsayılır.
  • Öngörülebilir mülkiyet: Devlet, hukuki usul dışında varlıklara el koyamaz.
  • Şeffaf düzenlemeler: Finansal raporlama, iflas hukuku ve muhasebe kuralları kamuya açıktır ve istikrarlıdır.
  • Bağımsız yargı: Devletle yaşananlar dahil, uyuşmazlıklar yargı yoluyla çözülebilir.

Bu öngörülebilirlik, rezerv para statüsü açısından kritiktir. Dolayısıyla hukukun üstünlüğü, doların küresel hakimiyetinin görünmeyen temellerinden biridir.


Neden Her Para Aynı Güvene Sahip Değil?

Birçok rakip para birimi — Çin yuanı dahil — siyasi kararların sözleşmelerin önüne geçebildiği devlet yapıları tarafından piyasaya sürülmektedir.

Bu tür sistemlerde yatırımcılar şunlardan endişe eder:

  • Sermaye kontrolleri
  • Keyfi devalüasyonlar
  • Ani ve öngörülemez politika değişiklikleri

Bu nedenle Washington’daki siyasi gürültüye rağmen, ABD piyasaları hala daha güvenilir kabul edilir.

Ülke / BlokHukuk Sisteminin Gücü (Finans)Yatırımcı Güveni Üzerindeki Etki
ABDSözleşme uygulaması ve mülkiyet haklarında uzun geçmişYüksek — doların hâkimiyetini destekler
AB / Euro BölgesiGüçlü hukuki koruma, bağımsız mahkemelerGüvenilir — euro ikinci rezerv para
ÇinMahkemeler parti denetiminde, sermaye kontrolleri mevcutYuanın küresel rezerv olmasını sınırlar
RusyaZayıf mülkiyet koruması, kamulaştırma geçmişiRuble ciddi bir rezerv adayı değildir

Doların “Gizli Gücü” Neydi?

Doların küresel rezerv para olmasının tek nedeni Amerikan ekonomisinin büyüklüğü değildir. Aynı zamanda şu beklenti vardır:

  • ABD borcunu keyfine göre inkar etmeyecektir.
  • Mülkiyet, siyasi rüzgarlara göre el değiştirmeyecektir.
  • Bir uyuşmazlık çıktığında sonuç bir telefonla değil mahkeme kararıyla belirlenecektir.

Bu güven kusursuz değildir. Ama öngörülebilirdir. Küresel sistem için asıl değer de buradadır.

Çünkü para yalnızca piyasaya bakmaz.
Hukuka da bakar.


Peki Hukuk Zedelenirse Ne Olur?

Eğer ABD;

  • Yargıyı siyasallaştırırsa
  • Borçlarını tartışmalı hale getirirse
  • Uluslararası normların ötesinde varlıkları keyfi biçimde dondurursa
  • Sözleşme uygulamasını öngörülemez kılarsa

Bu, dolara duyulan küresel güveni zayıflatır ve ülkeleri rezervlerini çeşitlendirmeye iter.


Para Hukukun Gölgesinde Durur

Bir para biriminin değeri yalnızca piyasalarla değil, kurumlarla ölçülür. Kurumlar ise hukuka yaslandıkları sürece ayakta kalır.

Son yıllarda bu gerçeği hatırlatan çarpıcı bir örnek yaşandı: ABD’nin kendisi.

Donald Trump’ın başkanlığı döneminde ve sonrasında sergilediği bazı tutumlar, küresel ölçekte şu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına yol açtı:

“Amerikan kurumları ne kadar bağımsız kalabilir?”

Trump Hukukun Üstünlüğüne Ne Yaptı?

Trump, mahkemeleri açıkça hedef aldı, yargı kararlarını “meşruiyetsiz” ilan etti. (bkz. meşruiyet nedir?) Kendisine açılan davaları siyasi bir komplo olarak niteledi ve yeniden seçilmesi halinde Adalet Bakanlığı’nı rakiplerine karşı kullanacağını açıkça söyledi. Hukukun üstünlüğünü zedeleyen söylemlerde bulundu, ABD'de daha önce akla gelmeyecek uygulamalar yaptı:

1. Yargıyı Siyasallaştırdı

Görev süresince 200’ün üzerinde federal yargıç, üç Yüksek Mahkeme üyesi atadı. Bu anayasal olarak mümkündü, ancak eleştirmenler bazı atamalarda tarafsızlıktan çok ideolojik sadakatin öne çıktığını savundu.

Mahkemeler partizan aktörler gibi algılanmaya başladığında ABD hukukunun öngörülebilirliğine duyulan küresel güven zedelenmeye başladı.

2. Merkez Bankası (Federal Reserve) Üzerinde Baskı Kurdu

Trump, Merkez Bankası’nı ve başkanı Jerome Powell’ı faizleri düşürmedikleri için sık sık hedef aldı, görevden almakla tehdit etti. Bu, ABD siyasi geleneği açısından alışılmadık bir durumdu.

Piyasalar endişelendi. Fed ise bağımsız duruşunu korudu. Ama şu soru zihinlere yerleşti:

“Para politikası siyasetin günlük ihtiyaçlarına göre şekillenirse, sistem ne kadar öngörülebilir kalır?”

3. Küresel Algı Riskini Artırdı

Bu söylemler, ABD kurumlarının siyasallaştığı algısını güçlendirdi. Çin ve Rusya gibi rakipler, bu durumu “hukukun üstünlüğü bir vitrinden ibaret” söylemiyle propaganda malzemesine dönüştürdü.

Dünyadaki ABD algısı değişmeye başladı.


Peki ABD Kurumları Çöktü mü?

Hayır.

Mahkemeler, zaman zaman hem Demokrat hem Cumhuriyetçi yönetimlere karşı kararlar verdi.
Federal Reserve bağımsızlığını korudu.
Kongre, medya ve sivil toplum denetleyici rolünü tamamen yitirmedi.

Ama sarsıntı hissedildi.


Dünyada Merkez Bankaları Nereye Yöneldi?

Bu tartışmaların ardından ilginç bir eğilim hız kazandı: merkez bankalarının altın rezervleri arttı.

Altın getirisi genellikle görece düşük ama hukuka diğer yatırım enstrümanları kadar ihtiyaç duymayan bir varlıktır.
Mahkemeye, imzaya, siyasi iradeye bağlı değildir.

Altına yönelim şu cümlenin sessiz tercümesidir:

“Kurallara olan güven zayıflarsa, biz de tarafsız ve güvenli bir limana geçeriz.”

Dolar tamamen çökmedi. Hala sistemin merkezinde.
Ama artık tartışılıyor.

Finans dünyasında tartışılabilir olmak, zayıflığın ilk aşamasıdır.


Somut Ders

Bir ülke hukuktan şaştığında ilk sarsılan şey para olmaz.
Önce güven sarsılır.
Sonra o güvenin bedeli artar: daha yüksek faiz, daha pahalı borç, daha kırılgan ekonomi.

ABD örneği bu yüzden çarpıcıdır.
Çünkü dünyanın en güçlü devletinin bile hukukla arasındaki mesafeyi açtığında güven kaybı yaşamaya başladığını gösterir.

Para, hukukun üstünde durmaz.
Hukukun gölgesinde durur.

Gölge kaybolduğunda, para da yerini aramaya başlar.