Bir Alman Gazeteci, Türkçe Öğrenmenin Hayatını Nasıl Değiştirdiğini Anlatıyor

Berlin’den İstanbul’a uzanan bir hayat öyküsü; sınıfta değil sokakta öğrenilen bir Türkçe...Bu yazı, bir röportaj videosundan yola çıkarak Türkçe’nin dünyadaki görünmez dolaşımına bakıyor.

Bir Alman Gazeteci, Türkçe Öğrenmenin Hayatını Nasıl Değiştirdiğini Anlatıyor

Dil her zaman sınıfta öğrenilmez. Bazen sokakta, takside, kafede, yanlış sipariş verilen bir yemekte öğrenilir. Bu yazıda, Türkçeyi tam olarak böyle öğrenmiş bir Alman gazetecinin öyküsünü anlattığı bir video üzerinden ilerliyoruz.

Berlin’de yaşayan Max, Alman. Ama aynı zamanda Türkçe konuşuyor.
Bu, Almanya’da hala az rastlanan bir durum.


İstanbul’da Başlayan Bir Öykü

Max’in Türkçeyle tanışması bir planın sonucu değil. Üniversite için İstanbul’a gelmesiyle başlıyor her şey. Üç yıl boyunca İstanbul’da yaşıyor, Bilgi Üniversitesi’nde okuyor, sokakta Türkçe öğreniyor.

Ne özel bir dil kursu, ne sistemli bir program…
Kendi ifadesiyle:

“Türkçeyi sokakta öğrendim.”

Bir ay kadar kursa gitmiş, sonra bırakmış. Asıl öğrenme takside, arkadaş ortamında, gündelik hayatta gerçekleşmiş.

Bu noktada ilginç bir ayrıntı var:
İstanbul’da karşılaştığı birçok insan, onunla İngilizce konuşmak istemiş. Kendi İngilizcelerini geliştirmek için.
Türkçe, onun için böylece bir “karşılıklı çaba” dili olmuş.


Türkçe Zor mu? Evet. Ama Nedeni Farklı

Max’e göre Türkçedeki asıl zorluk dilbilgisi değil.
Asıl mesele sözcük hazinesi.

Almanca ya da İngilizcede tek bir sözcükle geçilen anlamlar, Türkçede bağlama, çekime, inceliklere bağlı.
“Teşekkür ederim” gibi basit görünen bir ifade bile, ilk başta kolay gelmiyor.

Bir noktada şunu söylüyor:

“Dilbilgisi neyse… dili konuşabilmek için en önemli şey kelimeler.”

Bu tespit, Türkçe öğrenen herkesin aşina olduğu bir durum.
Kelimeyi bilmeden ilerlemek zor. Ama kelimeyi öğrendiğinde dil açılıyor.


Almanlar Neden Şaşırıyor?

Max, Almanya’da Türkçe konuştuğunu söylediğinde insanların genellikle inanmadığını anlatıyor. Çünkü Almanya’da milyonlarca Türk yaşamasına rağmen, Türkçe bilen Alman sayısı çok az.

İngilizce, Fransızca, İspanyolca, hatta Çince bilenler var.
Ama Türkçe Almanlar için hala “beklenmeyen” bir dil.

Bu da şu soruyu doğuruyor:
Bu kadar büyük bir topluluğun yaşadığı bir ülkede, neden Türkçe bu kadar görünmez?

Max bu noktada net:

“Bence okulda Türkçe öğrenmek çok mantıklı olurdu. Hem güzel bir dil hem önemli bir dil.”

Bunu söylerken iddialı bir dil kullanmıyor.
Ama söyledikleri, Türkçenin fiili ağırlığını kendiliğinden ortaya koyuyor.


Türkçe Hayatın İçinde

Röportaj boyunca dikkat çeken bir şey var:
Türkçe, “trend” bir dil gibi anlatılmıyor. Ama hayatın tam ortasında duruyor.

– Gazete okumak için kullanılıyor (örneğin Cumhuriyet gazetesi)
– Sokakta öğreniliyor
– Yanlış anlaşılmalarla ilerliyor
– İnsan ilişkilerini derinleştiriyor

Bir makarna siparişinin “pasta” yüzünden keke dönüşmesi gibi küçük anlar, dil öğrenmenin evrensel tarafını gösteriyor.


Yavaş Ama Kalıcı Bir Yayılma

Max’e göre Türkçe, Almanya’da hala yabancı dil olarak yaygın değil.
Ama değişim sinyalleri var.

Bazı okullarda Türkçe dersleri açılıyor.
Her ne kadar bu dersleri çoğunlukla Türk kökenli öğrenciler alsa da, dil artık tamamen “kapalı” değil.

Belki Türkçe Almanya'da bugün İspanyolca kadar popüler değil.
Ama yaşanan hayatın dili olarak varlığını sürdürüyor.

Ve belki de asıl gücü burada.


Video

Julia Graner Youtube kanalı: http://youtube.com/@juliagrnr